Döviz Kurları - Kur Arşivi

Alış Satış
Dolar 3.7777 3.7845
Euro 4.6367 4.6450
Sterlin 5.2460 5.2733
Güncelleme Tarihi: 19.01.2018 - 15:30
Kullanacağınız kur bir gün önce belirlenen kur olmalıdır

E-Bülten

Duyuru ve gelişmelerimizden haberdar olmak için e-bülten listemize üye olabilirsiniz.

BAKANLAR KURULU KARARI TASLAĞINA GÖRE ŞEFFAFLAŞMA

Bülent Çakar - YMM

Yayımlanma Tarihi    :  15.10.2012

 

 

BAKANLAR KURULU KARARI TASLAĞINA GÖRE ŞEFFAFLAŞMA 01.01.2014’TEN İTİBAREN BAŞLAYACAK

Bir önceki makalemizde ekonomik ve sosyal hayatta doğru kavramların başarıyla uygulanabilmesi için sadece hukuki düzenlemelerin yeterli olmadığını, toplumun ekonomik ve sosyal altyapısının, başka bir deyişle objektif koşulların temel belirleyici olduğuna işaret etmiştik.

Hepimizin üzerinde hem fikir olduğumuz önerme şudur: ticari hayatın sağlam bir zemine sahip olması için şirketlerin şeffaflaşması gerekmektedir.

Peki ülkemizdeki şirketlerin ne kadarı buna hazırdır. Acaba istisnasız tüm şirketleri buna zorlamak düzeltmek istediğimiz ticari yaşamı ve ekonomimizi başka sorunlarla karşı karşıya bırakır mı?

İşte tereddüt yaratan bu soruların cevabı net olarak verilemediği için Mecliste kabul edilen 6335 sayılı yasa ile TTK’da bazı düzenlemeler yapılarak kamuoyunun itirazlarına neden olan düzenlemeler yumuşatılmış ve uygulama zamana yayılmıştır.

Şeffaflaşmayı ilgilendiren düzenlemeler açısından örneğin, değişiklikten önce tüm sermaye şirketleri bağımsız denetim kapsamında iken değişiklikten sonra denetime tabi şirketlerin Bakanlar Kurulu tarafından belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

Değişiklikten önce, tüm sermaye şirketleri internet sitesi açma ve internet sitesi içeriğini kanuna uygun olarak düzenlemekle yükümlü iken değişiklikten sonra yalnızca denetime tabi sermaye şirketlerine internet sitesi zorunluluğu getirilmiş ve internet sitesinde yayımlanacak bilgilere de sınırlama getirilmiştir.

Değişiklikten önce ticari defterlerin uluslararası muhasebe standartlarına göre tutulacağı düzenlenmekte iken, değişiklikten sonra bu düzenleme kalkmış sadece yıl sonu mali tablolarının uluslararası muhasebe standartlarına uygun olarak düzenlenmesi getirilmiştir.

Değişiklikten önce finansal tabloların, faaliyet raporunun, kar dağıtımına ilişkin genel kurul kararının ve bağımsız denetçi görüşünün ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi, internet sitesinde yayımlanması zorunlu iken değişiklikten sonra bu hüküm kaldırılmıştır.

Bu değişiklikler doğrultusunda bağımsız denetime tabi olacak şirketlerin belirlenmesine ilişkin bir Bakanlar Kurulu Kararı taslağı kamuoyuna yansımış ve tartışılmaya başlanmıştır.

Bu taslağa göre, I sayılı tabloda yer alan halka açık şirketler, banka, sigorta, leasing, factoring gibi finansman şirketleri, enerji piyasasında faaliyet gösteren şirketler vb özel konumdaki şirketlerin yanı sıra; tek başına veya bağlı ortaklıklarıyla birlikte aşağıdaki üç ölçütten en az ikisini sağlayan sermaye şirketleri 2014 yılı mali tablolarını bağımsız denetimden geçireceklerdir.

a) Aktif büyüklüğü 150 milyon ve üstü Türk Lirası.

b) Yıllık net satış hasılatı 200 milyon ve üstü Türk Lirası.

c) Çalışan sayısı beşyüz ve üstü.

Görüleceği üzere hadler bir hayli yüksek tutulmuş olup, bu anlamda bağımsız denetim kapsamına girecek şirket sayısı sınırlı olacaktır.

Diğer bir deyişle başlanılan noktada sayı 700 binler civarındayken, gelinen noktada 1.500-2.000 civarında şirketin bağımsız denetim kapsamına gireceği tahmin edilmektedir.

Bu görünüm bardağın boş tarafıdır. Dolu tarafı ise şudur: denetçilik nosyonuna sahip olması gerekmeyen hatta tahsil şartı bile aranmayan ve literatürde ‘saman adam’ (straw man) denilen eş, dost, çaycı, temizlikçilerin rol aldığı denetim sisteminden, nitelikleri yasa ile belirlenmiş uluslararası denetim standartlarına göre denetim yapan bağımsız dış denetçilerin rol aldığı bir denetim sistemine geçilmektedir.

Kaldı ki bir de bağımsız denetime tabi olacak şirketlerin ekonomide teşkil ettikleri büyüklüğe ve bulundukları sektörlerin ekonomideki önemini de göz önünde bulundurmak gerekir.

Bir kere şunu çok rahat söylemek mümkün; yaklaşık 700 bin limited ve anonim şirketin tamamının bağımsız dış denetime tabi tutulması hiç de gerçekçi olmayacaktı. Böyle bir düzenleme halinde bu şirketlerin çoğu sermaye şirketinden çıkarak şahıs şirketine dönüşecekti. Bu durum yapılmaya çalışılan şeyin tam aksi bir tablo ortaya çıkaracaktı.

Aslında buna taşların yerine oturması olarak bakmak da mümkündür. Piyasada faaliyet gösteren özellikle limited şirketlerin çoğu aile işletmesi hüviyetindedir.

Ancak bu tercih edilmemiş, bizce de doğru bir kararla kademeli ve yumuşak bir geçiş tercih edilmiştir.

Bize göre bu tür düzenlemelerin başarı şansı zorlayıcı değil teşvik edici politikalar izlenirse yükselir. Zaten doğal trend kayıt dışılığın azalması, kurumsallaşma ve şeffaflaşma yönündedir.

Şimdi amaç kapsamın yıldan yıla genişletilerek ticari hayatın sağlam bir zemine sahip olmasını sağlamaktır.

Çünkü sermayenin tabana yayılması, mali sektörün derinleşmesi için güven ortamı şarttır. Mali tabloların ve faaliyet raporlarının her şeyi tüm ayrıntıları ile eksiksiz göstermesi için bağımsız denetimden geçmiş olması bu güven ortamının sağlanması için ilk koşuldur.

KOBİ’ler Gelişen İşletmeler Piyasasında (GİP) halka açılmaya başlamışlardır. Bunun için bağımsız denetimden geçmiş mali tablolar esas alınmaktadır. Öte yandan bankaların Basel II ve Basel III kriterlerine göre daha ucuz kredi kullandırmaları için bağımsız denetimden geçmiş mali tablo şarttır. Bütün bunlar trendin şeffaflaşma yönünde olduğunu göstermektedir.

Bakanlar Kurulu ileride kapsamı genişletmekte aceleci davranmasa bile şirketler gönüllü olarak bağımsız denetime tabi olmak isteyebilirler. Bunun teşvik edilmesi için yöntemler bulunmalıdır. Örneğin bağımsız denetime tabi şirketlerin tam tasdiğin mali yükünden kurtarılması için bu şirketlerde tasdiğin kapsamı daraltılmalı ve hatta tasdik ücretinin Devlet tarafından karşılanması düşünülmelidir.

Gözden kaçırılmaması gereken bir nokta da şeffaflığın artmasının kayıt dışılığın daralmasına bağlı olduğudur. Ancak şeffaflaşmanın getireceği faydalar arttıkça şirketler açısından kayıt dışılığın cazibesi de azalacaktır.