Döviz Kurları - Kur Arşivi

Alış Satış
Dolar 5.6825 5.6928
Euro 6.5678 6.5797
Sterlin 7.4573 7.4962
Güncelleme Tarihi: 17.10.2018 - 15:30
Kullanacağınız kur bir gün önce belirlenen kur olmalıdır

E-Bülten

Duyuru ve gelişmelerimizden haberdar olmak için e-bülten listemize üye olabilirsiniz.

GRUP ŞİRKETLERİNDE KAPATILMASINA KARAR VERİLEN ŞİRKETLERİ BAŞKA BİR GRUP ŞİRKETİNE DEVRETMEK Mİ DAHA AVANTAJLI? TASFİYE ETMEK Mİ?

Bülent Çakar - YMM

Yayımlanma Tarihi  :  03.04.2013

 

 

GRUP ŞİRKETLERİNDE KAPATILMASINA KARAR VERİLEN ŞİRKETLERİ BAŞKA BİR GRUP ŞİRKETİNE DEVRETMEK Mİ DAHA AVANTAJLI? TASFİYE ETMEK Mİ?

 

Ekonomik hayatta faaliyeti çeşitli nedenler ile sona eren sermaye şirketleri tasfiye sürecine sokularak tüzel kişiliğine son verilmekte veya başka bir grup şirketine devredilmektedir.

 

Tasfiye süreci en az bir yıl sürmekte ve daha uzun bir prosedürü gerektirmektedir. Devir ise kısa bir prosedüre tabidir.

 

Birleşmenin avantajları ve koşulları

 

6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunumuza göre artık bir anonim şirket ile bir limited şirket birleşebilmektedir. TTK’nun 137’nci maddesine göre sermaye şirketleri sermaye şirketleriyle,

kooperatiflerle ve devralan şirket olmaları şartıyla, kollektif ve komandit şirketlerle birleşebilirler. İlaveten yeni TTK’nda bazı koşullar ile birleşme kolaylaştırılmıştır.

 

Bir şirketi devralmanın (birleşmenin) avantajı, devralınan şirketteki geçmiş yıl zararlarının ve devreden KDV’nin yeni şirkette indirim konusu yapılabilmesidir. İndirilebilecek zarar tutarı devralınan şirkette devir tarihi itibariyle özsermaye tutarını geçmeyecektir.

 

Kurumlar Vergisi Kanununun 9’ncu maddesine göre söz konusu zararı indirebilmek için;

-son beş yıla ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinin kanuni süresinde verilmiş olması,

-devralınan kurumun faaliyetine devrin meydana geldiği hesap döneminden itibaren en az beş yıl süreyle devam etmesi gerekmektedir.

 

Devrolunan şirketlerin devir KDV’lerinin devralan şirkette indirimi için herhangi bir şart aranmamaktadır.

 

Eğer devralınan şirket faaliyetini terk etmiş dolayısıyla devir tarihinden itibaren faaliyetine beş yıl boyunca devam etmeyecekse birikmiş zararların devralan şirkette indirimi söz konusu olamamaktadır.

 

Bu nedenle devralma yerine tasfiye tercih edilirse, tasfiye edilecek şirketin ortağı olan şirket tasfiye sonucunda aktifindeki iştirak bedelinin altında bir değer elde ettiğinde, iştirakinde meydana gelen bu azalmayı kurum kazancından düşebilecek midir?

 

Tasfiye ve sonuçları

 

İstirak edilen şirketin tasfiyesi sonucu iştirak maliyetinin altında bir değer elde edilmesi söz konusu ise bu zararın vergi matrahından düşülmesi son derece mantıklı olup gerekçelendirilmesi bile gerekmez. Çünkü gerek gelir vergisi gerek kurumlar vergisinin ilgili maddelerine göre özsermayeyi azaltan işle ilgili giderler kurum kazancından indirilebilir.

 

Tasfiye sonucunda iştirakte meydana gelen azalmanın kazançtan düşülmesi konusunda Maliye’nin görüşü nedir

 

Maliye bu konuda 2006 yılına kadar bu zararın kazançtan indirilebileceği yönünde görüş belirtmiştir.

 

2006 yılında verilen bir Özelge’de; “……. iştirakçisi olduğunuz şirketin tasfiyesinin sonuçlanması nedeniyle iştirak hisselerinin herhangi bir değerinin kalmaması halinde ve bu durumun tarafınızdan belgelenmesi kaydıyla envanterden düşmeniz ve kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate almanız olanaklı bulunmaktadır.”(1) denilmiştir.

 

Ancak Maliye daha sonra aynı konuda olumsuz görüş vermeye başlamıştır.

“193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 40 ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8. maddelerinde kurum kazancından indirilecek giderler; 10. maddesinde ise diğer indirimler sayılmıştır. Anılan maddelerde dilekçenizde bahsi geçen iştirakin tasfiyesinden doğan zararın indirilebileceğine dair bir husus bulunmamaktadır. Bu nedenle, şirketiniz kayıtlarında yer alan iştirakinizin tasfiyesinden doğan zararın gider yazılması mümkün bulunmamaktadır.”(2)

 

“… Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8. maddesinde kazancın tespitinde indirilecek giderler sayılmış olup Vergi Usul Kanunu’nun Üçüncü Kitabında “Değerleme” hükümlerine yer verilmiştir. Anılan maddelerde iştirak hisselerinin, iştirakin tasfiyesi sonucu değerinin kalmaması nedeniyle doğan zararın kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabileceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.

Bu itibarla, gerek şirketinizin iştirakinin tasfiyesi nedeniyle doğan zararın gerekse bu iştirake ilişkin enflasyon düzeltilmesi farkının kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün değildir.” (3)

 

Konuyla ilgili Danıştay kararı

 

Bu konuyla ilgili bir olayda Danıştay bu zararların kazançtan düşülebileceği yönünde karar vermiştir. (4)

 

Maliye’nin iştirak bedeli içinde yer alan enflasyon düzeltme farkının gider yazılamayacağı yönündeki görüşü

 

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nca verilen bir Özelgede ise, iştirak edilen limited şirketin tasfiyesinin sonuçlandığı ve herhangi bir değer elde edilemediği için iştirakin maliyet tutarının, gider kaydedilebileceği fakat bu iştirak ile ilgili olarak hesaplanan enflasyon düzeltme farkının kanunen kabul edilmeyen gider olduğu ileri sürülmüştür.

 

Bu görüşün tartışılır olduğu bir gerçektir. Vergi ile ilgili bazı yazarlar bu görüşe katılmamaktadır. Burada mevzuatın ayrıntılarına girmek istemiyoruz. Kısaca belirtmek gerekirse, bizim de kanaatimiz bu görüşün hatalı olduğu yönündedir.

 

Tasfiyeye giren şirketten olan alacağın değersiz alacak olarak gider yazılması

 

Öte yandan tasfiyeye giren şirketin ortağına borcu varsa ve tasfiye sonucunda bu borcu ödeyecek malvarlığı çıkmaz ise, alacaklı ortak açısından bu alacak “değersiz alacak” haline gelir ve bu niteliği gereği aktiften çıkarılarak gider yazılır. Ancak Maliye bu alacağın ticari bir alacak olmasını yani zamanında faturaya bağlanmış ve gelir kaydedilmiş olmasını şart koşmaktadır.

 

Sonuç ve değerlendirme

 

Değerlendirmelerimizin grup şirketlerine yönelik olduğunu belirterek devam edecek olursak; yukarıda belirttiğimiz gibi eğer bir şirket faaliyetine beş yıl boyunca devam edecekse ve zararları öz sermayesini aşmıyorsa ve son beş yıldır beyannamelerini süresinde vermişse ve ayrı bir tüzel kişilik olarak devam etmesi istenmiyorsa bu şirketi Kurumlar Vergisi Kanununa uygun olarak devralmak en avantajlı yöntem olmaktadır. Çünkü devralınan şirketin zararları ve devreden KDV’si devralan şirket tarafından indirilebilecektir.

 

Ancak yukarıda anlattığımız koşullar mevcut değilse, söz konusu şirketin tasfiye edilmesi ve tasfiye sonucunda varsa şirketten olan alacağın (koşullarını da dikkate alarak) değersiz alacak olarak gider yazılması mümkündür.

 

Tasfiye sonucunda iştirak bedelinin altında bir değer elde edilmişse, aradaki farkın iştirak eden şirkette zarar yazılması için ihtirazi kayıtla beyanname vererek dava açılmasını tavsiye ederiz.

 

 

(1)  Mehmet MAÇ (Yaklaşım Mayıs 2012) İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 14.04.2006 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01/KVK-14-7026 sayılı Özelge

(2)  Mehmet MAÇ (Yaklaşım Mayıs 2012) GİB’nin, 24.04.2008 tarih ve B.07.1.GİB.0.03.49/4913-216 sayılı Özelgesi.

(3)  Mehmet MAÇ (Yaklaşım Mayıs 2012) İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı’nın, 09.06.2011 tarih ve 4.35.16.01-176300-225 sayılı Özelgesi.

(4)  Mehmet MAÇ (Yaklaşım Mayıs 2012) Dn. 4. D.’nin, 16.10.2001 tarih ve E.2000/2194, K.2001/3835 sayılı Kararı.

(5)  Mehmet MAÇ (Yaklaşım Mayıs 2012) İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 20.12.2006 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01/KVK-8-7370-25393 sayılı Özelge.