|
3 Nisan 2007 SALI |
Resmî Gazete |
Sayı : 26482 |
|
TEBLİĞ |
Maliye Bakanlığından:
VERGİ USUL
KANUNU GENEL TEBLİĞİ
(SIRA NO: 369)
5422
sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 21/6/2006 tarih
ve 26205 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan
13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar
Vergisi Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır.
1/1/2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere
yürürlüğe giren 5520 sayılı Kanunun
uygulanmasında birliğinin sağlanması amacıyla
repo ve ters repo işlemleri, menkul kıymetler
ile alacak ve borçların değerlemesine ilişkin
açıklamalar bu Tebliğin konusunu
oluşturmaktadır.
1.
Repo ve ters repo işlemlerinde değerleme
Gelir
Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci
fıkrasının (14) numaralı bendinde, (5) numaralı
bentte yer alan menkul kıymetlerin (Her nevi
tahvil ve Hazine bonoları, Toplu Konut İdaresi
ile Kamu Ortaklığı İdaresi ve Özelleştirme
İdaresince çıkarılan menkul kıymetler) geri alım
ve satım taahhüdü ile iktisabı veya elden
çıkarılması karşılığında sağlanan menfaatler
menkul sermaye iradı olarak sayılmıştır.
Geri
alım taahhüdü ile menkul kıymet satışı (repo) ve
geri satım taahhüdü ile menkul kıymet alımı
(ters repo) işlemleri esas itibarıyla günün faiz
koşullarında bir borç para alış veriş işlemi
olup geri alım ve satım işlemine konu edilen
menkul kıymetler bu işlemlerde bir nevi teminat
unsuru olarak kullanılmaktadır. Zira repo ve
ters repo işlemlerinde kullanılan faiz oranı,
menkul kıymet üzerindeki faiz oranından bağımsız
olarak günün piyasa koşullarına göre
belirlenmekte, repo ve ters repoya konu menkul
kıymetler üzerindeki gelirler repo ve ters repo
yoluyla borç para veren tarafa aktarılmamakta ve
dolayısıyla repo ve ters repo yoluyla borç para
alanlar bu işlemlerden elde ettikleri vergiye
tabi kazançlarını bu işlemlere konu olan menkul
kıymetlerin piyasa değerlerinden bağımsız olarak
belirlemektedirler.
Bu
durumda, repo ve ters repoya konu edilen menkul
kıymetlerin, her zaman menkul kıymeti geri
almakla yükümlü olan tarafından, Vergi Usul
Kanununun 279 uncu maddesi çerçevesinde
değerleme işlemine tabi tutulması gerekmektedir.
Vadesi
değerleme gününden sonra olan repo ve ters repo
işlemleri ile ilgili olarak, değerleme gününe
kadar tahakkuk eden faiz tutarları, repoya taraf
olanlarca ticari kazancın elde edilmesi ile
ilgili Gelir Vergisi Kanununun 38 ve 39,
Kurumlar Vergisi Kanununun 6
ncı maddesi
hükümleri çerçevesinde gelir veya gider olarak
dikkate alınacaktır.
2.
Menkul kıymetlerin değerlemesinde borsa rayici
Vergi
Usul Kanununun 279 uncu maddesinde hisse
senetleri ile portföyünün en az %51’i Türkiye'de
kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden
oluşan yatırım fonu katılma belgeleri dışında
kalan menkul kıymetlerin borsa rayici ile
değerleneceği hükmü yer almaktadır. Söz konusu
madde uyarınca;
-Borsa
rayici yoksa veya
-Borsa
rayicinin muvazaalı olarak oluştuğu anlaşılırsa,
borsa
rayici yerine menkul kıymetin alış bedeline,
değerleme gününe kadar oluşan gelirin eklenmesi
suretiyle bulunacak tutar esas alınacaktır.
Anılan
Kanunun 263 üncü maddesinde, borsa rayicinin
oluşumunda normal temevvüçler (dalgalanma)
dışında bariz kararsızlıklar görülen hallerde
değerlemeye takaddüm eden 30 gün içindeki
ortalama rayici, borsa rayici olarak esas
aldırmaya Maliye Bakanlığının yetkili olduğu
hükmü bulunmaktadır.
Buna
göre Maliye Bakanlığı'nca aksi yönde bir
düzenleme yapılmadığı sürece, borsada son
muamele gününde oluşan rayiç esas alınmak
suretiyle değerleme yapılacaktır. Ancak daha
sonra yapılacak vergi incelemeleri ile borsada
oluşturulan rayicin muvazaalı olduğu anlaşılırsa
Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde gerekli
tarhiyatların
yapılacağı açıktır.
3.
Alacak ve borçların değerlemesi
3.1. Alacakların değerlemesi
Vergi
Usul Kanununun 281 inci maddesinde yer alan
hükme göre alacaklar mukayyet değerleriyle
değerlenecektir. Mevduat veya kredi
sözleşmelerine müstenit alacaklar ise değerleme
gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte
dikkate alınacaktır.
Vadesi
gelmemiş olan senede bağlı alacaklar değerleme
gününün kıymetine irca olunabilir. Bu takdirde,
senette faiz nispeti açıklanmış ise bu nispet,
açıklanmamışsa Cumhuriyet Merkez Bankasının
resmi iskonto haddi
uygulanacaktır.
Bankalar ve bankerler ile sigorta şirketleri
alacaklarını, Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankasının resmi iskonto
haddi veya kendi muamelelerinde uyguladıkları
faiz haddi ile değerleme günü kıymetine irca
edeceklerdir.
Örnek:
Hesap dönemi takvim yılı olan (A)
Ltd.Şti.’nin
(B) Bankasına 13/11/2006 tarihinde 6 ay vadeli
mevduat hesabı açtırması halinde, mevduat
sözleşmesinden kaynaklanan alacak, hesap dönemi
sonuna kadar hesaplanacak faiziyle birlikte
dikkate alınacaktır.
3.2. Borçların değerlemesi
Vergi
Usul Kanununun 285 inci maddesinde yer alan
hükme göre borçlar mukayyet değerleriyle
değerlenecektir. Mevduat veya kredi
sözleşmelerine müstenit borçlar değerleme gününe
kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate
alınacaktır.
Vadesi
gelmemiş olan senede bağlı borçlar değerleme
günü kıymetine irca olunabilir. Bu takdirde
senette faiz nispeti açıklanmışsa bu nispet,
açıklanmamışsa Cumhuriyet Merkez Bankasının
resmi iskonto
haddinde bir faiz uygulanacaktır.
Banka
ve bankerler ile sigorta şirketleri borçlarını,
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına resmi
iskonto haddi veya
kendi muamelelerinde uyguladıkları faiz
haddiyle, değerleme günü kıymetine irca
edeceklerdir.
Alacak
senetlerini değerleme gününün kıymetine irca
eden mükellefler, borç senetlerini de aynı
şekilde işleme tabi tutmak zorundadırlar.
Örnek:
Alacakların değerlemesine ilişkin yukarıda
belirtilen örnekteki (B) Bankası da 13/11/2006
tarihinde açılan 6 ay vadeli mevduat hesabı için
mevduat sözleşmesinden kaynaklanan borcunu hesap
dönemi sonuna kadar (31/12/2006) hesapladığı
faiziyle birlikte dikkate alacaktır.
Tebliğ
olunur. |