|
Amme alacaklarının
tahsili ve takibine ilişkin hükümler 6183 Sayılı
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunla
düzenlenmiş olup Pasaport Kanunu’nun 22. maddesinde
düzenlenen yurt dışına çıkış yasağı uygulamaları da
bu kanunda yer alan hükümler esas alınarak Maliye
Bakanlığı’nca yayınlanan Tahsilat Genel
Tebliğlerinde belirlenmektedir.
Kanunun, amme
alacaklarının güvence altına alınmasına yönelik
önlemlerin düzenlendiği ikinci bölümünün
başlangıcında yer alan 9-11. maddelerinde teminat
hükümleri yer almakta, “Teminat İsteme” başlıklı 9.
madde ile de borçludan teminat istenmesinin esasları
belirlenmektedir. Maddenin, 4369 sayılı Kanunla
01.01.1999’dan geçerli olmak üzere değiştirilen son
şeklinde, değişiklikten önce kaçakçılık ve ağır
kusur cezalarının kesilmesi halinde uygulanan
teminat istemenin kapsamı genel bir uygulama haline
getirilerek genişletilmiştir. Yapılan bu
değişiklikle, vergi ziyaı cezasını gerektiren
hallerin tamamı için teminat istenmesi zorunlu hale
getirilmiştir. Teminat isteme bu şekilde genel ve
kapsamlı hale getirilince Kanunun teminat
isteme-ihtiyati haciz-ihtiyati tahakkuk konusundaki
maddelerinin birbirine bağlı olarak düzenlenmiş
olması nedeniyle ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk
uygulamaları da (zorunlu olarak) genel ve kapsamlı
hale getirilmiş olmaktadır. Bu durum, 2577 Sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27 ve28.
maddelerine göre haciz ve ihtiyati haciz
uygulamalarına karşı açılan davalarda ancak nihai
yargı kararlarından sonra yeni bir idari işlem
yapılabilmesi nedeniyle, yargı süreci mükellef
lehine sonuçlansa dahi uzun yıllar sürebilen yargı
sürecinde pek çok mükellef için ağır, telafi
edilemez ve uzun süreli mağduriyetlere yol
açmaktadır.
Teminat isteme ve buna
bağlı olarak ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk
uygulamalarının, henüz kesinleşmemiş, tek taraflı
idari işleme dayanan ve vergi kaçakçılığı suçunu
gerektirmeyen tarhiyatlara bağlı amme alacakları
için de uygulanması bu mağduriyetlerin önemli bir
nedenini oluşturmaktadır. İhtiyati tahakkuk ve
ihtiyati haciz uygulanması halinde buna bağlı olarak
yurt dışına çıkış yasağı da uygulanıyor olması
ihracatçılarımız için ilave ve çok daha ağır
sonuçlara sebep olmaktadır.
Mevcut yasal durum ve
idari düzenlemelerin yol açtığı haksız ve ağır
uygulamanın kapsamının daraltılarak azaltılabilmesi
için AATUHK’un teminat istemeyi düzenleyen 9.
maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…344 üncü
maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini
gerektiren haller ile…..” ibaresinin madde metninden
çıkarılması gerekmektedir. Bu değişikliğin
yapılması halinde,
·
Teminat
isteme, VUK’nun kaçakçılık suçları ve cezalarının
belirlendiği 359 uncu maddesinde sayılan hallerden
kaynaklanan bir amme alacağının salınması ve buna
bağlı olarak vergi ziyaı cezası uygulanması
durumunda söz konusu olacaktır.
·
İhtiyati
haciz, ihtiyati tahakkuk ve (belli tutarı aşan
kesinleşmiş amme alacakları hariç) yurt dışına çıkış
yasağı uygulamaları da teminat istemeye bağlı olarak
vergi kaçakçılığına yol açan fiilleri işleyenlere
uygulanacaktır.
Sonuç olarak, yukarıda
önerdiğimiz yasal değişikliğin yapılması ile henüz
kesinleşmemiş amme alacaklarının tahsilini güvence
altına almaya dönük ihtiyati önlemler genel bir
uygulama olmaktan çıkartılarak bu önlemleri
gerektirecek kaçakçılık fiililerini işleyenlere
uygulanmış olacaktır. Bu değişikliğin yapılması
halinde bazı mükelleflerimizin ve şirketlerin
yönetim kurullarında kanuni temsilci sıfatıyla yer
almış kişilerin uzun yıllar süren ağır ve yersiz
mağduriyetlerinin önlenmesi mümkün olacaktır.
Not :
Çalışmamız sonucunda hazırladığımız bu öneri, Ege
Bölgemizdeki bazı Birlik ve Odalarımız tarafından
Sayın Maliye Bakanımız ve Gelir İdaresi
Başkanlığı’na yasa değişikliği teklifi olarak
gönderilecek şekilde ayrıca yazılı metin haline
getirilmiştir.
|