|
213 sayılı Vergi Usul Kanununda tarh çeşitleri; beyannameye dayanan
tarh, ikmalen vergi tarhı, re’sen vergi tarhı ve idarece vergi tarhı
olarak sayılmıştır. Esas olan beyannameye dayanan tarhiyattır.
Mükellefin beyanı aksi tespit edilinceye kadar doğru kabul
edilmektedir. Beyana göre yapılan tarhiyata karşı dava açılamayacağı
213 sayılı V.U.K.’nun 378. Maddesinde hüküm altına alınmıştır. Bu
hükmün iki istisnası bulunmaktadır. Birincisi aynı kanun maddesinde
yer alan düzenlemeye göre vergi hatalarıdır. İkincisi ise ihtirazi
kayıtla beyanname verilmesidir. İrdelemeye çalışacağımız konu da
ihtirazi kayıtla beyanname verilmesidir.
Türk Hukuk Lugatında İhtirazi Kayıt “muayyen hakları kullanmak
serbestisini muhafaza etmek isteyen tarafın bu hususta vaki
beyanıdır” şeklinde açıklanmıştır. İhtirazi kayda ilişkin vergi
kanunlarında bir tanımlama bulunmamaktadır. Vergi Daireleri İşlem
Yönergesinin 39/3. Maddesinde ise “mükelleflerce kanuni gerekçe
gösterilerek beyan edilen matrah ve matrah kısmı üzerinden tarh
edilen vergiye dava hakkının saklı tutulması yolunda beyannameye
yazılı nota ihtirazi kayıt adı verilir” şeklinde tanımlanmıştır.
İHTİRAZI KAYDI GEREKLİ KILAN NEDENLER
Mükelleflerin beyan ettikleri matrah veya matrah kısmı üzerinden
tarh edilecek vergiye ihtirazi kayıt koymalarının nedeni, beyan
ettikleri matrah veya matrah kısmının vergiye tabi olup olmadığı
hususundaki tereddütlerinden kaynaklanmaktadır. Tereddüt oluşmasının
nedeni, ilgili mevzuatın yeterince açık olmaması ve vergi idaresinin
konu hakkında görüş bildirmemiş olması olabileceği gibi vergi
idaresinin konu hakkında görüşünü açıklamış olmasına karşın vergi
idaresinin konu ile ilgili görüşünün doğruluğu konusunda şüphe
duyulmasıdır.
Mükelleflerin beyana dayanan vergilerle ilgili olarak vergi idaresi
ile farklı görüşe sahip olması durumunda konuyu iki şekilde yargıya
taşımaları mümkündür. Bunlardan birincisi idarenin yorumunun aksine
ve kendi yorumu doğrultusunda beyanda bulunması ve vergi idaresi
tarafından re’sen, ikmalen veya idarece tarh edilecek vergi ve
cezalara karşı yargı yoluna gitmek olacaktır. İkincisi ise vergi
idaresinin görüşü doğrultusunda beyanda bulunmak ancak ihtirazi
kayıt şerhi koymak suretiyle konuyu yargıya taşımak olacaktır.
HANGİ
VERGİ BEYANNAMELERİ İHTİRAZİ KAYITLA VERİLEBİLİR VE KİMLER İHTİRAZİ
KAYITLA BEYANNAME VEREBİLİRLER
Vergi Dairesi İşlem Yönergesinin 39/3. Maddesinde yer alan tanımlama
dışında ihtirazi kayıtla beyanname verilmesine ilişkin olarak İdari
Yargılama Usulü Kanunu’ nun 27/3. Maddesinde “ihtirazi kayıtla
verilen beyannameler” ibaresi yer almaktadır. Gerek işlem
yönergesinde gerekse İdari Yargılama Usulü Kanununda yer alan
ibarelerin çok genel ibareler olduğu ve konu ile ilgili başkaca
tanımlama bulunmadığı dikkate alındığında vergi matrahının
mükellefler tarafından beyan edilmesi öngörülen tüm vergiler için
ihtirazi kayıtla beyanname verilmesi mümkün görünmektedir.
Yine yukarıda yer alan genel tanımlamalar doğrultusunda ihtirazi
kayıtla beyanname verebilecek olanların vergi idaresi tarafından
beyanname verme yükümlülüğü getirilen mükellef ve vergi sorumluları
olduklarını kabul etmek doğru bir yaklaşım olacaktır. Danıştay
Üçüncü Dairesinin 15.09.2005 tarih ve Esas:2004/238, Karar:2005/1905
sayılı kararı ” beyana dayanan vergi tarhı ve tahakkuku
işlemlerinin, beyanda bulunan mükellef ya da sorumlu tarafından
usulüne uygun olarak ihtirazi kayıt konulması durumunda idari davaya
konu edilebileceği” şeklindedir.
İhtirazi kayıtla verilecek beyanname diğer beyannameler için
belirlenen şekil şartları dışında ayrı bir şekil şartına tabi
değildir. Sadece beyanname verilirken üzerine “ihtirazi kayıtlıdır”
ibaresinin konulması yerinde olacaktır. İhtirazi kaydın kanuni
gerekçelerinin ve ihtirazi kayda konu matrahın bir dilekçe ile
belirtilmesi gerekmektedir. Dilekçenin esas itibariyle beyanname ile
birlikte verilmesi gerekmektedir. Ancak dilekçenin beyannameden ayrı
olarak beyanname verme süresinin son gününe kadar da verilmesinin
mümkün olabileceğini düşünüyorum.
İHTİRAZİ KAYITLA YAPILAN BEYANA KARŞI DAVA AÇILMASI VE
SONUÇLARI
İdari Yargılama Usulü Kanunu’ nun 7. Maddesinde; dava açma süresinin
özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay ve idare
mahkemelerinde 60 gün ve vergi mahkemelerinde 30 gün olduğu, dava
açma süresinin tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen
işlemlerde tebliğin yapıldığı tarihten başlayacağı hüküm altına
alınmıştır. İhtirazi kayıtla beyan edilen matrahlar üzerinden tarh
ve tahakkuk ettirilen vergiler için vergi mahkemelerinde dava açma
süresi 30 gündür.
İhtirazi
kayıtla beyan edilen matrahlara ilişkin vergi, tahakkuk fişi ile
tarh ve tahakkuk ettirilir. Düzenlenen tahakkuk fişi beyannameyi
veren kişiye tevdi edilir. 213 sayılı V:U.K.’nun 27. Maddesinde
“Vergi beyannamesini ilgili vergi dairesine tevdi eden kimsenin
kendisine verilen tahakkuk fişini almaması, beyannamede yazılı
matrah üzerinden tarhı gereken verginin tahakkukuna engel olmaz. Bu
takdirde tahakkuk fişinin mükellefe verilecek nüshası 28'inci
maddede yazılı olduğu şekilde posta ile mükellefe gönderilir.”
denilmektedir. Beyannameyi veren kişinin düzenlenen tahakkuk fişini
alması veya almaktan imtina etmiş olması nedeniyle tahakkuk fişinin
mükellefe verilecek nüshasının posta ile gönderilmesi durumunda
tebliğ işleminin tahakkuk fişinin düzenlendiği tarih itibariyle
yapılmış olduğunun kabulü gerekir. Dolayısıyla vergi mahkemelerinde
dava açma süresi olan 30 günlük sürenin tahakkuk fişinin
düzenlendiği tarihten itibaren başladığının dikkate alınması
gerekmektedir. Danıştay’ ında aynı yönde kararı bulunmaktadır.
İhtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerinden tarh ve tahakkuk
ettirilen vergilere karşı açılan davalar tahsilat işlemini
durdurmaz. Bu nedenle tahakkuk eden vergilerin vadelerinde ödenmesi
gerekir. Mükelleflerin açılan davada yürütmeyi durdurma talebinde
bulunmaları ve mahkemenin de yürütmeyi durdurma kararı vermesi
durumunda verginin ödenmeyen kısmının ödemesi duracak, ödenen kısmı
varsa mükellefe iade edilecektir. Açılan dava sonucunda vergi
mahkemesinin mükellef lehine kısmen veya tamamen verginin terkinine
karar vermesi durumunda tahsil edilmiş vergilerin ret ve iadesi,
tahsil edilmemiş kısım ise tahakkuktan terkin edilecektir. Vergi
mahkemesinin kararının temyiz edilmesi durumunda da vergi
mahkemesinin kararının uygulanması gerekmektedir. Temyiz mercii
olarak Bölge İdare Mahkemesi veya Danıştay tarafından yürütmeyi
durdurma kararı verilmesi halinde verginin tahsiline devam
edilebilecektir.
İhtirazi kayıtla beyan edilen matrah veya matrah kısmı üzerinden
tarh ve tahakkuk ettirilen vergiler ile ilgili olarak vergi
mahkemesinde açılan davanın mükellef aleyhine sonuçlanması durumunda
tahsilat işlemine devam edilecektir.
Öte yandan İhtirazi kayıtla beyan edilip ödendikten sonra vergi
mahkemesi kararına göre iade edilip temyiz sonucuna göre tahsili
gereken vergilere, iade tarihinden yargı kararının vergi dairesine
tebliğ tarihine kadar geçen süre için 6183 sayılı kanuna göre
belirlenen tacil faizi oranında gecikme faizi hesaplanacaktır.
SONUÇ
Sonuç olarak İhtirazi kayıtla beyan, mükelleflerin beyan ettikleri
matrah veya matrah kısmının vergiye tabi olup olmadığı hususundaki
tereddütlerini yargıda gidermeleri imkânını sağlayan ve uygulamada
da sıkça başvurulan önemli bir müessesedir. |