|
Bazı mallarda katma değer vergisi oranlarının indirilmesi ve
indirimli orana tabi işlemler nedeniyle aylık mahsup yoluyla iade
edilebilme olanağının tanınması KDV iadesinin kapsamını genişletmiş,
geçmişte iade mekanizması ile alakası olmayan firmaları sistemin
içine çekmiştir.
Bunların yanında mevzuatlardaki karmaşık hükümler, sadece sisteme
yeni girmiş firmaları değil, öteden beri KDV iadesi ile uğraşan
firmaları da zor durumda bırakmaktadır. Bir çok kurum yeni
düzenlemelerle ortaya çıkan farklı problemlerle karşı karşıya
kalabilmekte, maddi kayıplara uğrayabilmektedirler. Ayrıca yük
hesabındaki yaşanan zorluklar zaman kaybına yol açmakta, diğer rutin
işlerin gecikmesine yol açabilmektedir.
KDV iadesindeki zorluklar, bilindiği gibi firmanın imalatçı olup
olmamasına, indirimli orana tabi mal ve hizmet tesliminde bulunup
bulunmamasına, malı satış şekline (direk ihracat, ihraç kayıtlı
satış) vb. nedenlere göre değişkenlik arz etmektedir.
A-Direk İhracat Yoluyla Yapılan Teslimlerde KDV İadesi:
İmalatçı firmaların ürettikleri malları aracı-ihracatçı
kullanmaksızın kendilerinin ihraç etmesi durumunda; iade açısından
en büyük sorun yük hesabında yaşanmaktadır. Burada asıl amaç ihraç
edilen mallara isabet eden yüklenilen KDV'nin doğru bir şekilde
hesaplanmasıdır. Bu hesaplamaya yönelik herhangi bir standart şablon
bulunmamaktadır. Önemli olan makul-mantıklı bir şekilde firma
üzerinde kalan KDV yükünün ihracata isabet eden kısmının
matematiksel olarak hesaplanmasıdır.
Bu hesap yapılırken firmanın işlevi, hangi sektörde faaliyet
gösterdiği de önemlidir. Örneğin “Dahilde İşleme İzin Belgesi”
kapsamında KDV ödemeksizin hammadde ithalatı yapan bir firmada;
ithalatı yapılan hammaddeden elde edilen ürünlerin ihracatında, KDV
siz alınan hammaddenin yük hesabından elimine edilmesi dikkate
alınması gereken önemli bir husustur. Bu durumda toplam hesap edilen
yükten, KDV siz kısmının düşülmesi doğru bir uygulama olacaktır.
Diğer
yandan ihraç edilen mallar için düzenlenen gümrük beyannamelerinde
“Dahilde İşleme İzin Belgesi” kapsamında alınan mallardan imal
edildiklerine ilişkin şerhler konulmaktadır. Yanlış veya fazla
konulan bu şerhler, zaman zaman iadenin reddine kadar gidecek
sonuçlar doğurabilmektedir. Böyle bir durumla karşılaşmamak için
ihraç edilen malların gümrük beyannamelerine, konulacak DİİB
şerhlerinde gerekli özenin gösterilmesi gerekmektedir.
Direkt
ihracatta dikkat edilmesi gereken diğer önemli bir husus da mal
ihracında fiili ihracatın gerçekleştiği tarihtir. Verilen muhtelif
muktezalardan da anlaşılacağı üzere, iade talebinin tarihi; malın
gümrük hattını terk ettiği tarih olması gerektiğidir. Öteden beri
süre gelen gümrük beyannamesi üzerinde fiili ihraç tarihinin
yazılması uygulamasına, Gümrük idaresi 2007/19 sayılı genelge ile
son vermiştir. Bunun üzerine 107 no.lu KDV tebliğinde bu konuya
değinilmiş ve 01.05.2007 tarihinden itibaren, gümrük beyannamesi
kapanma tarihinin fiili ihraç tarihi olarak dikkate alınacağı
açıklanmıştır.
B-İndirimli Orana Tabi Teslimlerde KDV İadesi:
KDV
Kanununun 29 uncu maddesinde 5035 sayılı Kanunla yapılan
değişiklikle; indirimli orana tabi işlemler dolayısıyla yüklenilen
ve indirim yoluyla giderilemeyen KDV tutarlarının Bakanlar Kurulunca
tespit edilecek sınırı aşan kısmının (2006 yılı için 10.000 YTL,
2007 ve sonraki yıllarda yeniden değerleme oranında artırılarak)
yılı içinde vergilendirme dönemleri itibariyle mahsuben, yılı içinde
mahsuben iade edilemeyen tutarların da izleyen yıl içinde mükellefin
isteğine bağlı olarak nakden ya da mahsuben iadesi imkanı
getirilmiştir.
İndirimli orana tabi teslimler, %1 oranına tabi teslimlere ait I
sayılı liste ile %8 oranına tabi teslimlere ait II sayılı listede
yer alan mal ve hizmetlerden ibarettir.
Aylar itibariyle kümülatif olarak hesaplanıp talep edilen iade
tutarlarının sınırı aşan kısmı nakden alınamayacak, mükellefin
kendisine ait ithalde alınanlar da dahil vergi borçlarına ve SSK
prim borçlarına mahsup edilecektir. Bu alacakların, 01/10/2006 (bu
tarih dahil) tarihinden itibaren elektrik ve doğalgaz borçlarına da
mahsubu talep edilebilecektir.
Yıl içinde mahsubu gerçekleştirilemeyen kısmı ise; mükellefin isteği
doğrultusunda en erken izleyen yılın Ocak ayına ilişkin, en geç ise
yine izleyen yılın Kasım ayına ilişkin beyanname ile talep
edilecektir. Bu talep sırasında iadeye konu yük, yıl içinde mahsup
edilen vergiler dikkate alınmadan hesap edilecek, bu tutardan yılı
içinde mahsup edilen vergiler düşüldükten sonra kalan kısmın sınırı
aşan kısmı "İade Edilebilecek KDV" olarak istenecektir.
Ana hatları itibariyle dahi karışık olan iade sistemi içinde
firmaların istemeden de olsa yanılgıya düşmeleri muhtemel
görünmektedir. Örneğin Aralık döneminde mahsuben iade almak üzere
talepte bulunan bir firmanın yıl içinde bu mahsubu gerçekleştirmesi
mümkün değildir. Çünkü ödemelerinin büyük bir kısmını oluşturan
vergi ve SSK borçlarına mahsup yaptırabilmesi, en erken izleyen
yılın Ocak ayında olabilecek, dolayısıyla mahsup yıl içinde
gerçekleşmediği için Ocak ayı içinde istenilen mahsup talebi kabul
edilmeyecektir. Bu durumda firma düzeltme beyannamesi verecek ve
Aralık ayında mahsup edemediği tutar için yıllık iade hesabı yapmak
zorunda kalacaktır. Bu da en erken Ocak dönemi beyannamesi ile Şubat
ayında yapılacağı için Aralık dönemine ait borçların mahsup
edilebilme imkanı ortadan kalkacaktır. 99 nolu KDV Genel Tebliğinin
“1.5-Yıl İçinde Mahsup Edilemeyen Vergilerin İadesi “ bölümünde
yapılan açıklamalardan uygulamanın yukarıda açıklandığı şekilde
yapılması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Ancak süresi içinde
iadenin talep edilmiş ve gerekli evrakların vergi dairesine ibraz
edilmiş olması ve nakden iade talep edilmemesi halinde mahsup
işlemlerinin bir sonraki yılda yapılabilmesi gerekir. Dolayısıyla
yılı içinde mahsup işlemi yapılmadığı için yıllık indirimli orana
tabi işlemlerden dolayı iade talep edilmesi gerekli olmamalıdır.
99 no.lu KDV Genel Tebliği’nde belirtilen önemli bir husus da tam
istisna kapsamına giren işlemler dolayısıyla (ihraç kayıtlı
teslimler dahil) yüklenilen vergilerden indirim yoluyla telafi
edilemeyenlerin ilgili işleme ilişkin usul ve esaslar çerçevesinde
iade edileceğidir.
Bilindiği gibi 3065 sayılı KDVK’nun 11/1-c maddesi kapsamında ihraç
kayıtlı satış, ihracatçılar açısından yaygın bir uygulama olarak
karşımıza çıkmaktadır. Tebliğ hükmünden anlaşılacağı üzere indirimli
orana tabi malların ihraç kayıtlı satışı durumunda, indirim yoluyla
telafi edilemeyen KDV tutarları tam istisna kapsamında
değerlendirilerek buna ilişkin usul ve esaslar dahilinde iade
edilecektir.
Buna göre, ihraç kaydıyla teslim edilen indirimli orana tabi mallara
ait yüklenilen KDV’ler, %1 ve %8 oranlı mallar için ayrı ayrı tespit
edilecek ve beyannamenin Tablo-10 “ihraç kaydıyla teslimler”
bölümünün yüklenilen KDV kısmına intikal ettirilecektir. Daha sonra
beyanname üzerinde yüklenilen KDV ile hesaplanan KDV
karşılaştırılacak ve bulunan fark “ihracatın gerçekleştiği dönemde
iade edilecek yüklenilen KDV farkı” olarak ilgili satıra
aktarılacaktır. Bundan sonra ise, iade edilecek yüklenilen KDV farkı
içinde, fiili ihracatı dönem içinde gerçekleştirilenlere isabet eden
yüklenilen KDV farkı Tablo-9 “diğer iade hakkı doğuran işlemler”
aracılığıyla “iade edilmesi gereken KDV” satırına aktarılacaktır.
C-Sonuç:
Maliye idaresinin KDV iadesinden haksız kazanç elde etmek
isteyenlere karşı almış olduğu önlemler, iade mekanizmasını karmaşık
ve zor bir hale getirmiştir. Sadeleştirmeye yönelik yapılacak
düzenlemelerin, hem idare hem de firmalar açısından yararlı olacağı
düşüncesindeyiz.
|