|
Grup
şirketlerinin finansmanında grup içindeki bazı şirketlerin
kredibilitesi daha yüksek olduğu için genellikle bankalardan alınan
krediler grup içinde ihtiyacı olan firmalara bu şirketler üzerinden
dağıtılır. Bu işlem her zaman bire bir alınan kredinin aktarılması
şeklinde olmaz. Çoğu zaman iç kaynaklara ilişkin fonlar ile, alınan
krediler ortak bir havuza girdiği için grup şirketlerine
kullandırılan krediler devir kredisi özelliğini taşımaz. Veya devir
kredisi şeklinde aktarılsa da zaman içinde devir kredisi özellikleri
kaybolabilir.
1.
Aktarılan Kredi Hangi Şartlarda Devir Kredisi
Özelliklerine Sahip Olur:
Krediyi
bankadan alan firmanın banka tarafından tahakkuk ettirilen faiz ve
diğer masrafları krediyi aktardığı firmaya aynen yansıtması gerekir.
Yansıtma fatura ile yapılacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken üç
önemli husus bulunmaktadır. Birincisi; krediye aracılık eden
şirketin bu işlemden bir kazanç sağlaması ve bu işlemi ticari amaçla
yapması söz konusu olmayacaktır, ikincisi; krediye ilişkin
faiz, kur farkı vb masraf tutarlarının birebir aynı olması gerekir,
üçüncüsü; banka tarafından belirlenen kredi anapara ve faiz geri
ödeme vadelerinin krediyi kullanan şirkete de aynen uygulanması
gerekir.
2.
Devir Kredilerinin Avantajları:
Alınan
banka kredilerinin yukarıda belirttiğimiz şartlarda grup
şirketlerine veya bir başka firmaya devrinde, yapılan işlemin bir
finans temini hizmeti olarak kabul edilmemesi gerekir.
Yapılan işlem sadece bir gider yansıtmasıdır. Dolayısıyla
yansıtılan gider eğer KDV’ne tabi değilse; ki banka kredi faizleri
KDV’ne değil BSMV’ne tabidir, yansıtma işlemi KDV’ne tabi
olmayacaktır. Örneğin damga vergisinin yansıtılması işlemi de KDV’ne
tabi değildir. Nitekim, son zamanlarda vergi idaresinin ve öteden
beri yargının görüşü de bu doğrultudadır. (MB’nin, 30.04.2002 tarih
ve 50/5011-165-18956, 17.06.2002 tarih ve 50/5014-174-27627 sayılı
Özelgeleri, Dn. 4. D.’nin, 24.04.1995 tarih ve E. 1995/1377, K.
1995/1377, Dn. 7. D.’nin, 13.11.1989 tarih ve E. 1989/2546, K:
1989/2530 sayılı Kararları.)
Kurumlar
Vergisi Kanununun Örtülü Sermaye başlığını taşıyan 12’nci maddesine
göre şirketlerin ortaklarından veya grup şirketlerinden yaptığı
borçlanmalar yılın herhangi bir döneminde özsermayesinin üç
katını aşarsa aşan kısma isabet eden faiz, kur farkı vb
tutarlar borcu alan şirkette gider yazılamamaktadır. Bunun
gerekçesi özsermayenin üç katını aşarak önemli bir boyuta ulaşan
borçlanmaların bir nevi sermaye niteliğine büründüğü ve bunlar için
ödenen faiz, kur farkı vb’nin bir nevi kar payı niteliğinde olduğu
ve bu nedenle gider yazılmaması dolayısıyla kazancın
aşındırılmasının önlenmesidir. Ancak devir kredilerinin örtülü
sermaye niteliğinde bir borçlanma sayılmayacağı maddede belirtilmiş
bulunmaktadır. Dolayısıyla kredi aktarılan firmanın aktaran firmaya
ödediği faiz, kur farkı vb tutarlar gider yazılabilecektir.
Bu borçlanma bankadan alınan bir kredinin devri şeklinde değil de
borcu veren şirketin kendi kaynaklarından yapıldığında örtülü
sermaye uygulaması ile karşı karşıya kalınacaktır.
3.
Devir
Kredisi Şartlarının Bozulması:
Yazımızın önceki bölümünde belirttiğimiz üzere eğer krediyi aktaran
firma bankanın kendisine uyguladığı faiz oranından ve vade
yapısından farklı şartlarla krediyi aktarırsa veya bu hizmeti için
firmadan ayrıca menfaat sağlarsa devir kredisi özellikleri
yitirilmiş olur ve bu durumda bu şartların yitirildiği tarihten
itibaren yapılan işlem finansman teminine yönelik bir hizmet
sayılarak KDV’ne tabi tutulur. Örneğin kredi aktarılan şirket
bankanın uyguladığı vade planına uymaz ve aktaran şirkete geri
ödemesinde bir gecikmeye yol açarsa, krediyi aktaran şirketin artık
bu fonlamayı hangi kaynaklardan yaptığının bir önemi kalmaz ve
alacağına piyasa şartlarına uygun bir adatlandırma yapmak suretiyle
faiz tahakkuk ettirerek KDV’li fatura kesmek zorunda kalır.
Aktarılan kredinin tutarı özsermayenin üç katını aşıyorsa, devir
kredisi özellikleri yitirildiğinde, aktarılan kredinin örtülü
sermaye sayılarak faizlerin ve kur farklarının aktarılan firmada
gider yazılamaması ve KDV’lerinin indirilememesi durumu doğabilir.
Bizim görüşümüz bu uygulamaların özelliklerin yitirildiği tarihten
itibaren hesaplanacak faizler için uygulanması yönündedir. Ancak
olayı başa sarıp daha önce hesaplanan faiz ve kur farkları için de
KKEG ve indirimi mümkün olmayan KDV uygulaması yapılmak suretiyle
cezalı tarhiyat ile karşı karşıya kalma ihtimali göz ardı
edilmemelidir.
|