|
I. GENEL
BİLGİ:
Dünya
ekonomisindeki gelişmeler ve sınır tanımayan sermaye; dünyanın her
yerinde finansal tablo okuyucularını bu tabloları doğru okuyup
değerlendirebilmeleri için ortak bir dil kullanmaya yöneltmiştir.
Söz konusu ortak dil, dünya genelinde kabul gören Uluslararası
Muhasebe Standartları’dır.
Ülkemizde de biran önce yerel uygulamalardan vazgeçilip, evrensel
standartları uygulamaya koyma görevini Türkiye Muhasebe Standartları
Kurulu (TMSK) üstlenmiştir. TMSK bu güne kadar toplam 39 adet
Türkiye Muhasebe Standardı (TMS)/Türkiye Finansal Raporlama
Standardını (TFRS) karara bağlayıp Resmi Gazetede yayımlamıştır.
Ancak yayımlanan standartlardan TMS-30,TFRS-7 ile yürürlükten
kaldırılmıştır.
Yasallaşması beklenen Türk Ticaret Yasa Tasarısı, Bankacılık
Sektöründe Basel-II kurallarının uygulanmaya başlanacak olması ve
Avrupa Birliği gibi etkenler biz meslek mensuplarını en azından
yayımlanmış olan standartları bu günden inceleyip öğrenmeye
zorlamaktadır. Bu çalışmada Maddi Duran Varlıklar Standardı (TMS-16);
standardın amacı, kapsamı ve işleyişi yönünden incelenecektir.
II. MADDİ
DURAN VARLIKLAR STANDARDININ AMAÇ VE KAPSAMI:
Standart
işletmenin maddi duran varlıklara olan yatırımı ile bu yatırımdaki
değişiklikleri finansal tablo kullanıcılarının bilgisine en doğru
şekliyle sunma ve maddi duran varlıklara ilişkin muhasebe
işlemlerini düzenleme amacını güder.
Maddi
duran varlıkların muhasebeleştirilmesi bu Standart hükümlerine göre
yapılır.
Ancak,satış amaçlı elde tutulan varlık olarak sınıflandırılmış olan
maddi duran varlıklar,tarımsal faaliyetlerle ilgili canlı
varlıklar,madenlere ilişkin arama, hazırlık, çıkarma ve
değerlendirme harcamalarının/varlıklarının muhasebeleştirilmesi ve
ölçülmesi,petrol, doğal gaz ve benzer nitelikli yenilenebilir
olmayan doğal kaynaklar gibi madenler üzerindeki haklar ve madeni
kaynaklar ve yatırım amaçlı gayrimenkullerin muhasebeleştirilmesinde
bu Standart hükümleri uygulanamaz.
STANDARTTA YER ALAN TANIMLAR:
Defter değeri:
Bir
varlığın birikmiş amortisman ve birikmiş değer düşüklüğü zararları
indirildikten sonra finansal tablolara yansıtıldığı tutarıdır.
Maliyet:
Bir varlığın elde edilmesinde veya inşaatında ödenen nakit veya
nakit benzerlerini veya verilen diğer bedellerin gerçeğe uygun
değerini veya belli durumlarda, (diğer TFRS‘lerin özel hükümleri
uyarınca) ilk muhasebeleştirme sırasında ilgili varlığa atfedilen
bedeli ifade eder.
Amortismana tabi tutar:
Bir varlığın maliyetinden veya maliyet yerine geçen diğer
tutarlardan kalıntı değerin düşülmesiyle bulunan tutarı ifade eder.
Amortisman:
Bir varlığın amortismana tabi tutarının, yararlı ömür süresince
sistematik olarak dağıtılmasını ifade eder.
İşletmeye özgü değer :
Bir işletmenin bir varlığın devamlı kullanımından ve yararlı
ömrünün sonunda elden çıkarıldığında elde edilmesi beklenen veya bir
yükümlülüğün karşılanmasında oluşması beklenen nakit akışlarının
bugünkü değerini ifade eder
Gerçeğe uygun değer:
Karşılıklı pazarlık ortamında, bilgili ve istekli gruplar arasında
bir varlığın el değiştirmesi ya da bir borcun ödenmesi durumunda
ortaya çıkması gereken tutardır.
Değer
düşüklüğü zararı :
Bir varlığın defter değerinin geri kazanılabilir tutarını aşan
kısmını ifade eder.
Maddi
duran varlıklar:
Mal veya hizmet üretimi veya arzında kullanılmak, başkalarına kiraya
verilmek veya idari amaçlar çerçevesinde kullanılmak üzere elde
tutulan bir dönemden daha fazla kullanımı öngörülen, fiziki
kalemlerdir.
Geri
kazanılabilir tutar:
Bir varlığın net satış fiyatı ve kullanım değerinden büyük olanıdır.
Bir
varlığın kalıntı değeri:
Bir
varlık tahmin edilen yararlı ömrünün sonundaki durum ve yaşına
ulaştığında elden çıkarılması sonucu elde edilmesi beklenen
tutardan, elden çıkarmanın tahmini maliyetleri düşülerek ulaşılan
tahmini tutardır.
Yararlı ömür:
Bir
varlığın işletme tarafından kullanılabilmesi beklenen süreyi; veya
işletme tarafından ilgili varlıktan elde edilmesi beklenen üretim
sayısı veya benzeri üretim birimini ifade eder.
III. MADDİ
DURAN VARLIKLAR STANDARDININ İŞLEYİŞİ:
A.
MADDİ
DURAN VARLIKLARIN MUHASEBELEŞTİRİLMESİ:
Bir
maddi duran varlığın, gelecekte işletmeye ekonomik yarar girişine
neden olacağı muhtemelse ve maliyeti ya da değeri güvenilir bir
şekilde ölçülebiliyorsa, diğer bir ifadeyle muhasebeleştirme
kriterlerini taşıyorsa bu varlık bilançoda gösterilir.
Genel
olarak yedek parça ve bakım malzemeleri stoklarda
izlenir,kullanıldıkça gelir tablosuna yansıtılır. Ancak,bir dönemden
fazla kullanılması beklenen önemli yedek parça ve yedek malzemeler
maddi duran varlık olarak değerlendirilir. Aynı şekilde, eğer yedek
parça ve bakım malzemeleri sadece bir maddi duran varlık kalemiyle
ilişkili olarak kullanılabiliyorsa, maddi duran varlık olarak
dikkate alınırlar.
Maddi
duran varlıklarla ilgili bütün maliyetler oluştuğu tarihteki
değerleriyle muhasebeleştirilir. Bu maliyetler, bir maddi duran
varlık kaleminin ilk elde etme veya inşa edilmesi aşamasında oluşan
ve sonradan; ekleme, kısmi yenileme ve bakım için katlanılan
maliyetleri içerir.
Esas
olarak işçilik, sarf malzemeleri ve küçük parça maliyetlerinden
oluşan maddi duran varlıklara ilişkin günlük bakım maliyetleri
aktifleştirilemez.Bu maliyetler oluştukları tarihte gelir tablosu
ile ilişkilendirilir.Bu harcamalar genel olarak maddi duran varlık
kaleminin “tamir ve bakımı” olarak tanımlanır.
Bazı
maddi duran varlıkların parçalarının düzenli aralıklarla
yenilenmesi gerekebilir. Örneğin, bir fırının belirli bir saat
kullanımı sonrasında yeniden astarlanması veya uçak iç döşemelerinin
yararlı ömrü süresince birkaç defa değiştirilmesi söz konusu
olabilir. Yenilenen parçaların gelecekte işletmeye ekonomik yarar
girişine neden olacağı muhtemelse ve maliyeti ya da değeri güvenilir
bir şekilde ölçümlenebiliyorsa; maliyeti oluştuğu zaman ilgili maddi
duran varlık kaleminin defter değerine dahil edilerek
muhasebeleştirilir.Eski parçaların defter değeri,bilanço dışı
bırakılır.
Bazen
maddi duran varlığın kullanımının devamı için (örneğin uçakların
bakımları), parçaların yenilenmiş olup olmadığına bakılmaksızın,
düzenli arıza kontrolleri yapılır.Yapılan her büyük çaplı kontrolün
maliyeti muhasebeleştirme kriterlerini taşıyor ise yenileme olarak
maddi duran varlık kalemlerinin defter değerine dahil edilerek
muhasebeleştirilir.
B.
MUHASEBELEŞTİRMEDE
ÖLÇÜM:
Muhasebeleştirme kriterlerini taşıyan bir maddi duran varlık,
maliyet bedeli ile ölçülür.
Maddi
duran varlıkların maliyeti;
-
Satın alma fiyatı (Satın alma fiyatı; indirimler ve ticari
iskontolar düşüldükten sonra, ithalat vergileri ve iade
edilmeyen alış vergileri ilave edilerek ulaşılan fiyattır.),
-
Varlığın yerleştirileceği yere ve yönetim tarafından amaçlanan
koşullarda çalıştırılabilir konuma getirilmesine ilişkin her
türlü maliyet,
-
Maddi duran varlığın sökülmesi ve taşınması ile yerleştirildiği
alanın restorasyonuna ilişkin tahmini maliyeti,
-
İşletmenin bir varlığın elde edilmesi sırasında ya da aynı
varlığın stok üretimi dışında bir amaçla belirli bir süre
kullanılması sonucunda katlandığı yükümlülükler,
Gibi
unsurları içerir.
-
Doğrudan maddi duran varlığın elde edilmesi veya inşası için
katlanılan direkt işçilik maliyetleri;
-
Maddi duran varlığın yerinin hazırlanmasına ilişkin maliyetler;
-
Varlığın ilk teslimatına ilişkin maliyetler;
-
Maddi duran varlığın kurulum ve montaj maliyetleri;
-
Varlığın test maliyetleri,(Ancak uygun şekilde çalışıp
çalışmadığına dair yapılan test maliyetlerinden, varlığı yönetim
tarafından amaçlanan koşullarda çalıştırılabilir konuma
getirebilmek için deneme amacıyla üretilen kalemlerin satışından
elde edilen net hasılat düşülür.Örneğin bir tuğla fabrikası
kuruluşunda makineleri test amacıyla çalıştırıp yapılan üretim
sonucu elde edilen tuğlaların satışından elde edilen net hasılat
test maliyetinden indirilir.)
-
Mesleki ücretler,
Gibi
maliyetler ise doğrudan varlığa atfedilebilen maliyetlerdir.
Bir
maddi duran varlık yerleştirileceği yere ve yönetim tarafından
amaçlanan koşullarda çalıştırılabilir konuma getirildiği andan
itibaren maliyetlerinin defter değerinde muhasebeleştirilmesine son
verilir.
Maddi
duran varlığın maliyeti, muhasebeleştirme tarihindeki peşin
fiyatıdır.Eğer maddi duran varlık kredili alınmış ise yapılacak
toplam ödeme tutarı ile varlığın peşin fiyatı arasındaki fark kredi
dönemi boyunca finansman gideri olarak finansal tablolara
yansıtılır.Ancak edinilen maddi duran varlık “özellikli varlık” ise
ve bu varlığa ait borçlanma maliyetleri TMS-23 standardının izin
verdiği “Alternatif Yöntem” kullanılarak muhasebeleştiriliyor ise
söz konusu borçlanma maliyetleri aktifleştirilir.
Takas
işlemi sonucu edinilen maddi duran varlıkların maliyeti standartta
belirtilen koşullar çerçevesinde gerçeğe uygun değer ile ölçülür.
Finansal
kiralama işlemi kapsamında bir kiracı tarafından elde tutulan maddi
duran varlık kaleminin maliyeti “TMS 17 Kiralama İşlemleri”
Standardı uyarınca belirlenir.
C.
MUHASEBELEŞTİRME
SONRASI ÖLÇÜM:
Bir
işletme maddi duran varlık sınıfının tamamına uygulamak koşuluyla
muhasebe politikası olarak maliyet ya da yeniden değerleme
modellerinden birini seçer.
Maliyet
modeli:Bir
maddi duran varlığın, varlık olarak muhasebeleştirilmesinden sonra,
finansal tablolarda maliyetinden birikmiş amortisman ve varsa
birikmiş değer düşüklüğü zararları indirildikten sonra tespit edilen
değeri ile gösterilmesini ifade eder.
Yeniden değerleme modeli:Gerçeğe
uygun değeri güvenilir olarak ölçülebilen bir maddi duran
varlık,varlık olarak muhasebeleştirilmesinden sonra, yeniden
değerlenmiş tutarı üzerinden gösterilir. Yeniden değerlenmiş tutar,
yeniden değerleme tarihindeki gerçeğe uygun değerinden, müteakip
birikmiş amortisman ve müteakip birikmiş değer düşüklüğü
zararlarının indirilmesi suretiyle bulunan değerdir. Yeniden
değerlemeler, bilanço tarihi itibariyle gerçeğe uygun değer
kullanılarak bulunacak tutarın defter değerinden önemli ölçüde
farklı olmasına neden olmayacak şekilde düzenli olarak yapılmalıdır.
Arazi ve
binaların gerçeğe uygun değeri genellikle, mesleki yeterliliğe sahip
değerleme uzmanları tarafından saptanır. Maddi duran varlık
kalemlerinin gerçeğe uygun değeri, değerleme yoluyla belirlenmiş
piyasa değerleridir.
Bir
maddi duran varlık kalemi yeniden değerlendiğinde, yeniden değerleme
tarihindeki birikmiş amortisman aşağıdaki yöntemlerden birine göre
işleme tabi tutulur:
-
Birikmiş amortisman
varlığın brüt defter değerindeki değişiklikle orantılı olarak
düzeltilir ve böylece yeniden değerleme sonrasındaki varlığın
defter değeri yeniden değerlenmiş tutarına eşit olur.
-
Birikmiş amortisman
varlığın brüt defter değeri ile netleştirilir ve net tutar
yeniden değerleme sonrasındaki değere getirilir.
Yeniden
değerleme modelinin uygulanabilmesi için, varlığın ait olduğu tüm
maddi duran varlık sınıfının yeniden değerlenmesi gerekir.
Varlığın
defter değeri yeniden değerleme sonucunda artmışsa, bu artış
doğrudan özkaynaklarda “yeniden değerleme değer artışı” adı altında
muhasebeleştirilir. Ancak, yeniden değerleme değer artışı, aynı
varlığın daha önce gelir tablosu ile ilişkilendirilmiş bulunan
yeniden değerleme değer azalışını tersine çevirdiği ölçüde gelir
olarak muhasebeleştirilir.
Eğer bir
varlığın defter değeri yeniden değerleme sonucunda azalmışsa, bu
azalma gider olarak muhasebeleştirilir. Ancak, sözkonusu varlıkla
ilgili olarak daha önce bir yeniden değerleme değer artışı
oluşturulmuşsa, bu azalış önceki yeniden değerleme farkını tersine
çevirdiği ölçüde özkaynaklardaki yeniden değerleme değer artışı
hesabından düşülür.
D. AMORTİSMAN:
Maddi
duran varlığın, toplam maliyetinin içinde önemli yeri olan herbir
parça ayrı ayrı amortismana tabi tutulmalıdır.
Bir
maddi duran varlığın başlangıçta muhasebeleştirilmiş olan tutarı
önemli parçalara ayrılarak her bir parça için ayrı ayrı amortisman
uygulamak mümkündür. Örneğin, bir uçağın gövdesi ve motoru ister
mülkiyete, ister finansal kiralamaya konu olsun, her ikisine de ayrı
ayrı amortisman uygulanabilir.
Bir
maddi duran varlığın önemli bir parçasının yararlı ömrü ile
amortisman yöntemi bir başka önemli parça ile aynı ise bu parçalar
gruplandırılarak amortisman gideri tespit edilebilir.Örneğin,bir
uçağın motoru ile iniş takımının aynı faydalı ömre sahip olduğunu ve
her iki önemli parça için de normal amortisman yönteminin
uygulandığını varsayalım bu durumda söz konusu iki önemli parçayı
gruplandırarak amortisman giderini tespit etmemiz mümkündür.
Bir
maddi duran varlığın önemli parçalarının ayrı ayrı amortismana tabi
tutulduğu durumlarda varlığın kalan kısmını oluşturan ve tek başına
önemli olmayan parçalar için de amortisman ayrılır.
Bir
döneme ait amortisman giderinin,başka bir varlığın defter değerine
dahil edilmeyen kısmı, gelir tablosuna aktarılır.Amortisman gideri
genel olarak gelir tablosunda muhasebeleştirilir. Ancak,varlığa
ilişkin gelecekteki ekonomik faydalar başka varlıkların üretiminde
kullanılmış ise amortisman gideri o varlığın maliyetinin bir
parçasını oluşturur ve varlığın defter değerine dahil edilir. Örnek
olarak,üretim tesisine ait amortismandan mamul stokuna pay
verilmesini gösterebiliriz.
Amortismana tabi tutar ve amortisman dönemi:
Amortismana tabi tutar varlığın yararlı ömrü boyunca sistematik
olarak dağıtılır. Bir varlığın amortismana tabi tutarı, kalıntı
değeri düşülerek belirlenir.
Maddi
duran varlığın amortismana tabi tutulması, yönetim tarafından
istenilen yer ve duruma getirildiği zaman diğer bir ifadeyle varlık
kullanılabilir olduğunda başlar.Varlığın kalıntı değeri defter
değerini aşmadığı sürece, (gerçeğe uygun değerinin defter değerini
aştığı durumlarda dahi) ayrılan amortisman finansal tablolara
yansıtılır. Bakım ve onarım, o varlık için amortisman ayırma
ihtiyacını ortadan kaldırmaz.
Varlıkların yararlı ömrü belirlenirken aşağıdaki tüm faktörlerin
dikkate alınması gerekir:
-
Varlığın Beklenen
Kullanımı: Varlığın kapasitesine ya da fiziki üretimine göre
değerlendirilir.
-
Beklenen Fiziksel Aşınma
ve Yıpranma:Varlığın kullanıldığı vardiya sayısı, bakım onarım
programı ve varlığın üretim dışı kaldığı zamanlardaki tamirat ve
bakım gibi operasyonel faktörlere göre belirlenir.
-
Teknik ya da Ticari
Değer Yitirme: Üretim değişiklikleri veya gelişmeleri ya da
üretilen ürün veya hizmetin pazar talebindeki değişiklikler
nedeniyle maddi duran varlığın değer yitirmesi anlamına gelir.
-
Varlığın Kullanımındaki
Yasal ya da Benzeri Kısıtlamalar: Bir makinenin çevreye verdiği
zarar nedeniyle kullanımın kanunla yasaklanmış olması gibi,
varlığın kullanımına ilişkin yasal ya da benzeri kısıtlamalar
ifade eder.
Yararlı
ömür işletmenin varlıktan beklediği faydaya göre tespit edilir.Bazen
işletmenin kullanımına bağlı olarak maddi duran varlığın yararlı
ömrü ekonomik hizmet süresinden kısa olabilir.Yararlı ömürün
belirlenmesinde işletmenin benzer varlıklara ilişkin deneyimleri
esas alınır.
Bazı
istisnalar hariç,arsalar sınırsız yararlı ömre sahip oldukları için
amortismana tabi tutulmazlar.Satın alınan binalar arsa ve bina
olarak ayrı ayrı maddi duran varlık olarak
muhasebeleştirilir.Binaların yararlı ömrü sınırlı olduğu için
amortismana tabi tutulurlar.Binanın arsasının değerindeki artış
binanın amortismana tabi tutarına ilave edilemez.
Bir
arsanın üzerindeki varlıkların kaldırılması,düzleştirilmesi gibi
çalışmalar sonucu bir takım maliyetler oluşabilir,arsanın o bölümü
katlanılan bu maliyetler nedeniyle elde edilen faydalardan
yararlanma süresi boyunca amortismana tabi tutulur. Bazen,arsanın
kısıtlı yararlı ömrü olabilir, bu durumda, arsanın kullanımından
sağlanacak faydaları yansıtacak şekilde amortisman ayrılır.Örnek
olarak inşa halindeki barajda ileride su tutulduğu zaman su altında
kalacak arsanın yararlı ömrünü gösterebiliriz.
Amortisman Yöntemi:Bir
maddi duran varlığın amortismana tabi tutarı aşağıdaki yöntemlerden
biri kullanılarak yararlı ömrü boyunca itfa edilir.
-
Doğrusal Amortisman
Yöntemi: Bu yöntemde varlığın kalıntı değeri değişmediği sürece,
amortisman gideri de yararlı ömrü boyunca sabit kalır.
-
Azalan Bakiyeler
Yöntemi: Amortisman giderinin yararlı ömür boyunca azaldığı
yöntemdir.
-
Üretim Miktarı Yöntemi:
Maddi duran varlığın beklenen kullanım ya da üretim miktarı
üzerinden amortismana tabi tutulduğu yöntemdir.
Maddi
duran varlığın gelecekteki ekonomik yararlarının tüketim biçimini en
iyi yansıtan amortisman yöntemi seçilir. Söz konusu varlığın
gelecekteki ekonomik yararlarının tüketim şeklinde herhangi bir
değişiklik olmadığı müddetçe seçilen yöntem her dönem için tutarlı
olarak uygulanır.
E. DEĞER DÜŞÜKLÜĞÜ:
Bir
işletmenin maddi duran varlıklarında değer düşüklüğü olup olmadığı
“TMS 36 Varlıklarda Değer Düşüklüğü” Standardı hükümlerine göre
tespit edilir.Anılan standart işletmelerin varlıklarının defter
değerlerini nasıl gözden geçireceklerini,varlıkların geri
kazanılabilir tutarlarının nasıl tespit edileceğini ve oluşan değer
düşüklüğü zararlarının muhasebeleştirileceği yada iptal edileceği
zamanı belirler.
Maddi
duran varlık kalemlerinin değer düşüklüğü, kayıp ya da vazgeçilen
olanları için üçünçü kişilerden tazminat alınması halinde,söz konusu
tazminat tahsil edilebilir konuma geldiği zaman gelir tablosuna
aktarılır.
Maddi
duran varlık kalemlerinin değer düşüklüğü,kayıpları ve bu
nedenlerle üçünçü kişilerden talep veya tahsil edilen tazminatlar
ve yenilenen varlıklar için sonradan yapılan satınalma veya inşa
faaliyetlerinin her biri farklı ekonomik olaydır.Bu nedenle aşağıda
açıklanan esaslara göre farklı muhasebeleştirilirler.
-
Maddi duran varlığın
değer düşüklüğü “TMS 36 Varlıklarda Değer D üşüklüğü” Standardı
hükümlerine göre muhasebeleştirilir.
-
Bir maddi duran varlık
kullanım dışı kalır veya elden çıkarıl ise bu Standart (TMS-16)
hükümleri uyarınca bilanço dışı bırakılır.
-
Maddi duran varlık
kalemlerinin değer düşüklüğü, kayıp ya da vazgeçilen olanları
için üçünçü kişilerden alınan tazminatlar tahsil edilebilir
olduğunda kâr veya zararın belirlenmesinde dikkate alınır.
-
Yenilenen, satın alınan
ya da yenileme amacıyla inşa edilen maddi duran varlıkların
maliyeti bu Standarda (TMS-16) göre tespit edilir.
F. BİLANÇO DIŞI BIRAKMA:
Bir
maddi duran varlık elden çıkarıldığında veya kullanımından ya da
elden çıkarılmasından gelecekte ekonomik yarar beklenmediği
durumlarda bilanço dışı bırakılır. Elden çıkarma satış,finansal
kiralama veya bağış gibi çeşitli yollarla olabilir.
Maddi duran varlığın bilanço dışı bırakılmasından
kaynaklanan kazanç ya da kayıp varlık bilanço dışı bırakıldığı zaman
gelir tablosuna aktarılır.(Ancak TMS-17 Kiralama İşlemleri
Standardı’na göre satış ve geri kiralama işlemlerinde farklılık
olabilir.) Maddi duran varlığın elden çıkarılmasından kaynaklanan
net tahsilat var ise bu tahsilatın tutarı ile varlığın defter değeri
arasındaki fark
o maddi duran varlığın bilanço dışı kalması sonucu
oluşan kazanç ya da kayıbı verir. Bu nedenle oluşan kazançlar hiçbir
zaman hasılat olarak sınıflandırılamaz.
|
Sıra No |
KAYNAKÇA |
|
1 |
TMSK
Yayınları-2 |
|
2 |
TMS
Uygulamaları Prof.Dr.G.Gökçen, Prof.Dr.B.Ataman Akgül,Doç.Dr.C.Çakıcı |
|
3 |
TÜRMOB
Sirküler Rapor 2007-1 UFRS (TMS) Değerleme Hükümleri Ş.Demir |
|