|
Transfer
fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı, 5520 sayılı Kurumlar
Vergisi Kanunu ile mevzuatımıza giren ve 1.1.2007 tarihinden
itibaren uygulanmaya başlayan bir müessese olup, eski uygulamadan
farkı OECD ve AB mevzuatında yer alan adıyla “transfer pricing”in
tanım, usul ve esaslarına ilişkin hususların mevzuatımızda da yer
almış olmasıdır. Kaynak mevzuatta oldukça ayrıntılı olarak yer alan
tanım ve yöntemler, bizim mevzuatımıza da kapsamlı bir Tebliğ ve bu
Tebliğde değişiklik yapan ikinci bir Tebliğ ile girmiştir.
Transfer Fiyatlandırması Hakkında Ne Biliyoruz:
-
Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı
yapıldığı gerekçesiyle Gelir İdaresinin cezalı tarhiyat
yapabileceğini, cezalı tarhiyatın kazancı dağıttığı iddia
edilen kurum nezdinde yapılacağını, kazancı elde eden kurumda
ise bu kazanç üzerinden kurumlar vergisi ödenmişse, bu verginin,
cezalı tarhiyata ilişkin verginin diğer kurum tarafından ödenmiş
olması şartıyla iade edileceğini, çünkü elde edilen kazancın kar
payı sayılacağını ve üzerinden kurumlar vergisi alınmayacağını,
-
Transfer fiyatlandırması uygulamasında
şirketlerin ortaklarının ve şirketlerin doğrudan veya dolaylı
olarak iştirak ettiği diğer kurumların ve şahıs şirketlerinin
ilişkili kişi sayıldığını,.
-
Şirket ortaklarının eşlerinin (boşanmış dahi
olsalar) ve eşlerinin anne babalarının (kayınpeder ve
kayınvalidelerinin) ve hatta eşlerinin kardeşlerinin
(baldızlarının veya kayınbiraderlerinin) ve bunların
çocuklarının ve torunlarının veya eşlerinin ilişkili kişi
sayıldığını,
-
Şirket çalışanlarının
ilişkili kişi sayıldığını,
-
Bir
şirketin alışlarının veya satışlarının büyük bir kısmını aynı
kurumdan yapması durumunda (bayilik ilişkisi hariç) bu gerçek
kişi veya kurumun
nüfuzu altında bulunulduğunun kabul edilmesi nedeniyle ilişkili
kişi sayıldığını,
-
Örneğin bir şirketin iştirakinde çalışan genel müdürün üye
olduğu bir dernekte çalışan muhasebe yetkilisinin ilişkili kişi
sayıldığını,
-
Şirketin mal veya hizmet alım ya da satımının (alım, satım,
imalat ve inşaat işlemleri, kiralama, kiraya verme işlemleri,
ödünç para alınması ve verilmesi veya ikramiye, ücret ve benzeri
ödemeleri gerektiren işlemler) ilişkili kişilerle yapılmış
olması halinde uygulanan fiyatın emsallere uygunluk ilkesine
göre tespit edilmesi gerektiğini,
-
Emsallere uygun fiyat veya bedel, aralarında ilişkili kişi
tanımına uygun herhangi bir ilişki olmayan kişilerin tamamen
işlemin gerçekleştiği andaki koşullar altında oluşturduğu piyasa
ya da pazar fiyatı olarak da adlandırılan tutar olduğunu,
-
Emsallere uygun fiyatı tespit etmek için üç ana yöntem
bulunduğunu, bunların karşılaştırılabilir fiyat, maliyet artı
ve yeniden satış fiyatı şeklinde adlandırılan yöntemler
olduğunu, eğer bunlar şirketin ilişkili kişilerle
gerçekleştirdiği işlemlerde uygulanan fiyatın emsallere uygun
olup olmadığını izah etmekte yetersiz kalıyor ise, kar
bölüşüm yöntemi veya işleme dayalı net kar marjı yöntemlerinin
de kullanılabileceğini, bütün bu yöntemler yetersiz kalıyor ise
emsallere uygunluk ilkesine bağlı kalmak koşuluyla mükellefin
kendi belirlediği bir yöntemi kullanabileceğini,
-
Yöntemin tespiti konusunda mükelleflere Maliye Bakanlığı’na
başvurarak anlaşma imkanı getirildiğini, bu şekilde
anlaşmaya varılan yöntemin üç yıl süresince uygulanabileceğini
ve denetim elemanları tarafından eleştiri konusu
yapılamayacağını, bu kapsamda 01/01/2008 tarihinden itibaren
Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı’na kayıtlı
mükelleflerin, 01/01/2009 tarihinden itibaren ise tüm
kurumlar vergisi mükelleflerinin ilişkili kişilerle yaptıkları
yurt dışı işlemleri ile
serbest bölgelerde
faaliyette bulunan kurumlar vergisi mükellefleri ile ilişkili
kişi kapsamında yaptıkları işlemlerine
ilişkin olarak anlaşma yapmak üzere Maliye Bakanlığı’na
başvurabileceklerini,
-
İlişkili kişilerle yapılan işlemlerin türü, tutarı, fiyat
tespitinde uygulanan yöntemle ilgili olarak ayrıntılı bir
formun doldurularak 18 Ağustos 2008 Pazartesi gününün bitimine
kadar Maliye Bakanlığı’na bildirileceğini,
-
Kurumlar vergisi mükelleflerinin 2007 ve izleyen yıllarda
ilişkili kişilerle yaptıkları ve yapacakları yurt dışı
işlemlere ilişkin olarak düzenlenecek “Yıllık Transfer
Fiyatlandırması Raporu”nu kurumlar vergisi beyannamesinin
verilme süresine kadar hazırlamaları (2007 yılı için 30 Haziran
2008 tarihine kadar hazırlanmış olması gerekmektedir) ve
istenmesi durumunda İdare’ye veya vergi incelemesi yapmaya
yetkili olanlara ibraz etmelerinin zorunlu olduğunu,
-
Tüm kurumlar vergisi mükelleflerinin 01/01/2008 tarihinden
itibaren serbest bölgelerde bulunan ilişkili kişilerle
yaptıkları işlemlerin Yıllık Transfer Fiyatlandırması
Raporuna dahil edilmesi gerektiğini, ayrıca, serbest
bölgelerde faaliyette bulunan kurumlar vergisi mükelleflerinin
de 01/01/2008 tarihinden itibaren ilişkili kişilerle yaptıkları
yurt içi işlemlerine ilişkin olarak Yıllık Transfer
Fiyatlandırması Raporu hazırlamaları gerektiğini,
-
Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığına kayıtlı mükellefler
ile serbest bölgelerde faaliyette bulunan kurumlar vergisi
mükellefleri dışındaki diğer kurumlar vergisi mükelleflerinin
ilişkili kişilerle yaptıkları yurt içi; gelir vergisi
mükelleflerinin de de ilişkili kişilerle yaptıkları yurt içi ve
yurt dışı işlemlere ilişkin olarak rapor hazırlamalarına
gerek olmadığını, sadece bazı bilgi ve belgelerin
hazırlanarak, istenmesi durumunda, İdare’ye veya vergi
incelemesi yapmaya yetkili olanlara ibraz etmeleri gerektiğini,
-
Söz konusu bilgi ve belgeler aşağıdaki gibidir:
-
Mükellefin faaliyetlerinin tanımı, organizasyon yapısı (merkez,
şube) ve ortakları, sermaye yapısı, içinde bulunduğu sektör,
ekonomik ve hukuki geçmişi hakkında özet bilgiler, ilişkili
kişilerin tanımı (vergi kimlik numaraları, adresleri, telefon
numaraları vb.) ve bu kişiler arasındaki mülkiyet ilişkilerine
ilişkin bilgiler,
-
Üstlenilen işlevleri, sahip olunan riskleri ve kullanılan
varlıkları içeren tüm bilgiler,
-
İşlem
konusu yıla ilişkin ürün fiyat listeleri,
-
İşlem
konusu yıla ilişkin üretim maliyetleri,
-
İşlem
konusu yıl içinde ilişkili ve ilişkisiz kişilerle yapılan
işlemlerin miktarı ile fatura, dekont ve benzeri belgeler,
-
İşlem
konusu yıl içinde ilişkili kişilerle yapılan tüm sözleşme
örnekleri,
-
İlişkili
kişilere ait özet mali tablolar,
-
İlişkili
kişiler arasındaki işlemlere uygulanan şirket içi fiyatlandırma
politikası,
-
İlişkili
kişiler tarafından farklı muhasebe standartları ve yöntemleri
kullanılıyor ise bunlara ilişkin bilgi,
-
Gayri
maddi varlıkların mülkiyetine ve alınan veya ödenen gayri maddi
hak bedellerine ilişkin bilgi,
-
Kullanılan transfer fiyatlandırması yönteminin seçilme nedeni ve
uygulanmasına ilişkin bilgi ve belgeler (iç ve/veya dış
emsaller, karşılaştırılabilirlik analizi),
-
Emsallere uygun fiyat ya da kâr marjının saptanmasında
kullanılan hesaplamalar ve yapılan varsayımlara ilişkin
ayrıntılı bilgiler,
-
Belli
bir emsal fiyat aralığı tespit edilmişse, bu aralığın tespitinde
kullanılan yöntem,
-
Emsal
fiyatın tespit edilmesi için gerekli diğer belgeler.
İdarenin gerekli gördüğü takdirde mükelleften ilave bilgi ve belge
talebinde bulunabileceğini, ilgili bilgi ve belgelerin yabancı dilde
yazılmış olmaları halinde, bunların Türkçe çevirilerinin de ibraz
edilmesinin zorunlu olduğunu,
Biliyor musunuz?
Sonuç:
Teknik ayrıntılara yer vermekten kaçındığımız yukarıdaki
açıklamalarımızdan anlaşılacağı üzere, transfer fiyatlandırması
düzenlemesi öteden beri mevzuatımızda yer alan örtülü kazanç
dağıtımı olgusunun uluslar arası kaynak mevzuat paralelinde
açıklanması ve uygulama standartlarının belirlenmesi çabasıdır.
Ancak maalesef mevzuatta yer alan yöntemleri uygulayabilmek için
emsal kar oranı, emsal fiyat ve benzeri emsal katsayıların nereden
temin edileceği konusu tam anlamıyla boşlukta kalmıştır. Bu
koşullarda standart uygulama sağlanması imkansızdır. Standart bir
bakış açısının oluşmaması da eleştiri riskini artırmaktadır. Bu
müessese 2003 ve 2004 yıllarında uygulanan sadece uygulamacıların
isteksizliği ve bilgisizliği nedeniyle uygulama hatalarının yüksek
olduğu enflasyon muhasebesinden çok daha fazla uygulama güçlüğü ve
belirsizlikler içermektedir. Çünkü veri yoktur ve ülkemizde bu tür
verilerin sağlanacağı veri bankası gibi işlev görecek kurumlar
oluşmamıştır. Ancak iş sahiplerinin maalesef ülkemizin hukuk
sisteminin ve yönetim yapısının bir yansıması olan bu tür sorunlarla
da başa çıkması ve ticari problemlerinin yanında bu tür riskleri de
bir şekilde yönetmesi gerekmektedir. Çözüm olarak, mutlaka iyi bir
mali müşavirle konunun irdelenmesi ve çıkan sonuca göre bazı
önlemlerin alınarak uygulamanın şekillendirilmesi gerekir. |