Genel Açıklama:
VUK’nun 313’ncü maddesinde açıklandığı üzere “İşletmede bir yıldan
fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye
maruz bulunan gayrimenkullerle 269'uncu madde gereğince gayrimenkul
gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edevat, mefruşat,
demirbaş ve sinema filmlerinin …” maliyeti amortisman yoluyla gider
yazılarak itfa edilir.
Ancak, bazı maliyetler duran varlığın aktife girmesinden sonra da
oluşabilmektedir. Bu maliyetlerle ilgili olarak VUK’nun 272’nci
maddesinde “Normal bakım, tamir ve temizleme giderleri
dışında, gayrimenkulü veya elektrik üretim ve dağıtım varlıklarını
genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak
maksadıyla yapılan giderler, gayrimenkulün veya elektrik üretim ve
dağıtım varlıklarının maliyet bedeline eklenir.” hükmü yer
almaktadır.
Kanun metninden de anlaşılacağı üzere sonradan oluşabilecek bazı
maliyetlerinde duran varlık maliyetine dahil edilmesi ve amortisman
yoluyla itfa edilmesi gerektiği belirtilmektedir. Bu tür maliyetler
genel olarak faiz giderleri, kur farkları veya ilave harcamalar
şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Söz konusu maliyetlere ilişkin
açıklamalar aşağıda verilmiştir.
1.
Faiz Giderleri:
Değerleme
bilanço gününde, yani hesap döneminin son gününde yapılmaktadır.
Amortisman yıllık hesaplandığı için maliyeti de hesap dönemi sonuna
kadar oluşan maliyetler toplamı olmaktadır. Bu durumda aktife giren
varlığın aktife girdiği dönemin sonuna kadar gerçekleşen kredi
faizlerinin, akreditif ve komisyonlarının da satın alma bedelinin
devamı anlamında maliyete dahil edilmesi gerekir.
163 nolu VUK
GT’nde; “yatırımların
finansmanında kullanılan kredilerle ilgili faizlerin kuruluş
dönemine ait olanların sabit kıymetle birlikte amortisman yoluyla
itfa edilmek üzere yatırım maliyetine eklenmesi gerekmekte, işletme
dönemine ait olanların ise, ilgili bulundukları yıllarda doğrudan
gider yazılması ya da maliyete intikal ettirilmek suretiyle
amortismana tabi tutulması gerektiği”
belirtilmektedir.
Vergi idaresi,
satın alınan, imal veya inşa edilen gayrimenkullerde satın alınma
tarihi ile o dönemin sonuna kadar gerçekleşen faiz giderlerinin
maliyet bedeline dahil edilmesi gerektiği görüşünü benimsemiştir.
Aktifleştirme döneminden sonraki faiz giderlerinde ise mükellefe
tercih imkanı bırakılmıştır.
Bununla
beraber, daha önce de belirttiğimiz gibi değerleme işlemi, dönem
sonunda yapıldığından sabit varlığın aktifleştirildiği dönem
gerçekleşen faiz giderleri ister ödenmiş ister tahakkuk etmiş olsun
kesin olarak biliniyorsa maliyete ilave edilmelidir. Sabit
varlıkların aktifleştirildikleri dönemden sonra ortaya çıkacak olan
faizlerin, kredinin belli itfa planına bağlı olarak hesaplanıp sabit
varlığın aktifleştirildiği dönem topluca maliyete dahil edilmesi
hatalıdır. Bu şekilde bir uygulama, kredinin vadesi ile sabit
varlığın amortisman süresinin eşit olmaması durumunda tahmini ve
hatalı bir maliyet ortaya çıkaracaktır.
Sabit varlığın
aktifleştirildiği tarihten sonra ortaya çıkan faizlerin
aktifleştirilmesi, uygulama açısından amortisman hesaplamalarını
karmaşık hale getirmektedir. Bu sebeple doğrudan sonuç hesaplarında
gider yazılması daha uygun olmaktadır. Ancak, daha sonraki yıllarda
aktifleştirilen faiz giderleri, duran varlığın kalan faydalı ömrü
dikkate alınarak itfa edilir. İtfa süresi bitmiş duran varlıklar
için ortaya çıkan faizlerin ise, doğrudan gider yazılması
gerekmektedir.
Ayrıca; 334
nolu VUK GT’nde, “sonraki dönemlerde, seçimlik olarak hangi
hak kullanılmışsa o yönteme göre işlem yapılmasına devam edileceği”
belirtilmiştir. Buna göre aktifleştirme döneminden sonra ortaya
çıkacak faiz ve kur farkları için maliyet veya gider yazma tercihi
yapıldığında, sonraki tüm dönemleri için de uygulama seçilmiş
bulunmaktadır.
2.
Kur Farkları:
163 No’lu VUK
GT’nde “Döviz kredisi kullanılarak yurt dışından sabit kıymet
ithal edilmesi sırasında veya sonradan bu kıymetlere ilişkin borç
taksitlerinin değerlemesi dolayısıyla ortaya çıkan kur farklarından,
sabit kıymetin iktisap edildiği dönem sonuna kadar olanları,
kıymetin maliyetine eklenmesi zorunlu bulunmakta, aynı kıymetlerle
ilgili olarak söz konusu dönemden sonra ortaya çıkan kur farklarının
ise, ait oldukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya da maliyete
intikal ettirilerek amortisman konusu yapılması mümkün
bulunmaktadır.” denilmektedir.
Duran varlığın
aktife girdiği dönemde tahakkuk eden aleyhte kur farkının maliyete
dahil edilmesi, daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan aleyhte kur
farklarının ise doğrudan gidere yazılması amortisman hesaplamaları
ve hesaplarının takibi açısından karmaşa yaratmayan kolay bir
uygulamadır.
Yine, duran
varlığın aktife girdiği dönemde ortaya çıkan lehte kur farkları
doğrudan duran varlık maliyetinden düşülmesi gerekir.
Duran varlığın
aktife girdiği dönemden sonra ortaya çıkan aleyhte kur farklarının
maliyet bedeline ilave edilmesi durumunda duran varlığın yeni
amortisman payı, sabit varlığın kur farkının çıktığı dönem
sonundaki net defter değerine kur farkının ilave edilmesi ve
bulunan bu tutarın kalan itfa süresine bölünmesi ile hesaplanır.
Lehte oluşan kur farkları için tebliğde açıkça bir hüküm
bulunmamakla birlikte, gelir yazılması veya maliyet bedelinden
düşülmesi seçimlik bir hak gibi yorumlanabilir.
Kur farkının
ortaya çıktığı dönem sabit varlığın tamamen itfa edilmiş olması
halinde kur farkı doğrudan gidere kaydedilir.
Faiz
giderlerinde olduğu gibi, aktifleştirme döneminden sonraki kur
farklarında da gider yazma yada aktifleştirme tercihi bir defa
yapılan tercih olup, daha sonraki dönemleri de bağlamaktadır.
3.
Maliyete Dahil Edilecek Giderler:
VUK'nun 272.
maddesi gayrimenkullerin iktisabından sonra onlarla ilgili olarak
yapılan harcamaların hangilerinin maliyet bedeline dahil edileceğini
açıklamıştır.
Bu maddeye
göre, normal bakım, tamir ve temizleme giderleri dışında
gayrimenkulü genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak
artırmak amacıyla yapılan giderler maliyet bedeline ilave edilir.
Bir geminin
iktisap tarihindeki süratini fazlalaştırmak, yolcu ve eşya yükleme
ve barındırma tertibatını genişletmek veya değiştirmek suretiyle
iktisadi kıymetini devamlı olarak artıran giderlere, bir motorlu
kara nakil vasıtasının kasa veya motorunun yenisi ile değiştirilmesi
veya alımından mevcut olmayan bir tertibatın eklenmesi için yapılan
harcamalar sabit varlığın maliyet bedeline eklenmesi gereken
giderler olarak aynı maddede örnek gösterilmiştir.
Bu durumda
sabit varlıkla ilgili bir harcamanın maliyet bedeline dahil
edilebilmesi için;
-
Yapılan
harcamanın normal bakım, tamir ve temizleme giderleri dışında
olması;
yani, sabit varlığın normal fonksiyonu devam ettirebilmesi için
gerekli normal harcama olması,
-
Yapılan
harcamanın sabit varlığı genişletmek veya iktisadi kıymetini
devamlı olarak artırmak amacı ile yapılmış olması
gerekir.
VUK'nun 272.
maddesine göre; sabit varlıklar için yapılan giderler hem tamir, hem
de kıymet artışı ile ilgili giderlerden meydana geldiği zaman
mükellef bu giderlerden maliyet bedeline eklenecek kısmı ayrı
göstermek zorundadır.
Konuyla ilgili
örnek bazı Danıştay kararları aşağıda verilmiştir.
-
Kalorifer tesisatının kömürle işleyen bir tesisattan mazotla
işleyen bir tesisata tadili için yapılan gider amortismana
tabidir. (Dnş. 4.Daire, Tarih:07.11.1974, Esas No:1973/2245,
Karar No:1974/3820)
-
Sinema
binasına ilave olarak yapılan istirahat salonu, gayrimenkulün
iktisadi değerini artırıcı nitelikte olduğundan, bedelinin gider
yazılmayıp amortismana tabi tutulması gerekir. (Dnş.4.Daire,
Tarih:23.03.1971, Esas No:1972/608, Karar No:1973/1400)
-
Trafik
kazası sonucu hasara uğrayan akaryakıt tankerinin onarımı için
yapılan masrafların amortisman yoluyla itfasına gerek yoktur.((Dnş.
4.Daire, Tarih:25.05.1982, Esas No:1981/1805, Karar
No:1982/2347)
Yararlanılan Kaynaklar
213 Sayılı VUK; ( mad.272, 313)
213 Sayılı VUK Genel Tebliğleri;( 163 ve 334 nolu)
N.Kemal GÜNDÜZ-Necati PERÇİN (Amortismanlar ve Yeniden Değerleme) |