|
GİRİŞ:
İşçi-işveren arasında yapılan belirsiz süreli sözleşmelerin çalışma
hayatının olağan akışı içerisinde ömür boyu sürmesi mümkün
olmayabilir. Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce
tarafların birbirlerine sözleşmeyi feshedeceğini bildirmesi 4857
sayılı İş Kanunun 17. maddesi gereğince zorunludur. Söz konusu
bildirim şartına uyulmamış ise uymayan tarafça karşı tarafa önel
sürelerine ait ücret tutarında tazminat ödenmesi gerekir. Bu şekilde
ödenecek tazminata, uygulamada 'ihbar tazminatı'
denir.
İHBAR SÜRELERİ VE TAZMİNAT TUTARLARI:
Bildirimli fesihte işçi veya işveren tarafı İş Kanunu’nda belirtilen
asgari sürelere uymak zorundadırlar. Bildirim şartına uymayan taraf
bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek
zorundadır. Kanunda belirtilen asgari süreler ve bu sürelere göre
uygulanacak ihbar tazminatı tutarları şu şekildedir;
|
Hizmet Süresi |
Bildirim Süresi |
İhbar Tazminatı Tutarı |
|
6 Aydan Az Süren İş İçin |
2 Hafta |
2 Haftalık Ücret |
|
6 Ay-1,5 Yıl Arası |
4 Hafta |
4 Haftalık Ücret |
|
1,5 Yıl-3 Yıl Arası |
6 Hafta |
6 Haftalık Ücret |
|
3 Yıldan fazla Sürmüş İş İçin |
8 Hafta |
8 Haftalık Ücret |
İş
Kanunumuzda ihbar süreleri haftalıktır. Sayıştay 3.
Dairenin 1969/273 sayılı kararı ile ihbar tazminatı hesabında
haftalar toplanıp ay hesabı yapılmaz. Ayrıca Bir Hafta 7 gün olarak
kabul edilir.
Buradaki haftalık süreler kanun koyucu tarafından asgari olarak
öngörülen sürelerdir. İstenildiği takdirde bu süreler sözleşme ile
arttırılabilir.
İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin ödemek suretiyle
sözleşmeyi derhal sona erdirebilir.
Diğer yandan kendi isteğiyle işten ayrılan işçi ihbar tazminatına
hak kazanamaz.
İş
sözleşmesini bildirim sürelerine uymadan fesheden işveren, ihbar
tazminatının hesabını yaparken işçinin aldığı son brüt ücrete göre
hesaplama yapacaktır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü
gibi ücretin sabit olmadığı durumlarda ise son bir yıllık süreç
içerisinde ödenen ücretin çalışılan gün sayısına oranlanması ile
tespit edilecek ortalama ücret ihbar tazminatının hesaplanmasında
esas rakam olarak kabul edilecektir. Ayrıca ihbar tazminatı
üzerinden gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılacaktır.
4857
sayılı İş Kanunu’nun 18 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca,
“Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık
kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden
işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da
işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli
bir sebebe dayanmak zorundadır.” Kanun’un 18, 19, 20 ve 21 inci
maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş
sözleşmesinin fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği
durumlarda ise işçiye bildirim süresinin üç katı
tutarında tazminat ödenir. Buna uygulamada kötü niyet tazminatı
denilmektedir. Kötü niyet tazminatı ödense dahi işçiye ayrıca hak
ettiği ihbar tazminatının da ödenmesi gerekmektedir.
Sözleşmeyi feshetmeyi düşünen tarafın bu düşüncesini diğer tarafa
bildirmesi gerekir. Bildirimin karşı tarafa tebliğ edildiği gün
sürenin başlangıcıdır. Karşı tarafa tebliğ edilen her fesih,
bildirimin kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmemelidir. İşçi, iş
sözleşmesinin geçerli bir nedene dayanmadığını iddia ederse, iş
mahkemesine dava açabilir.
Kamuoyunda ihbar tazminatı olarak bilinen fesih süresine uymama
tazminatı, sadece işverenin yükümlülüğü olarak düşünülür oysaki bu
yükümlülük işçi için de geçerlidir. İşçi, iş sözleşmesini
feshedeceğini ve çalışma yıllarına göre değişen bekleme süresini
beklemeksizin işten ayrılacağını beyan ederse ve bu bildirim derhal
fesih nedenlerinden birine de girmiyorsa, işverenin, işçiden ihbar
tazminatını isteme hakkı vardır.
İhbar tazminatının ödenmemesi durumunda mülga 1475 sayılı İş
Yasası’nın aksine 4857 sayılı İş Yasası’nda idari para cezası
öngörülmemiştir.
Taraflardan birinin iş sözleşmesini feshedeceğini karşı tarafa
tebliğ etmesi, karşı tarafın da bu tebliği kabul etmesi halinde ise
bekleme süresinin tamamlanması halinde gerek işçi gerekse işverenin
ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü de ortadan kalkacaktır. İhbar
tazminatı Borçlar Yasası’na göre, on yıllık zamanaşımına tabidir.
İHBAR TAZMİNATI’NIN HESAPLANMASI:
İhbar tazminatı ödenecekse; bu sürenin ücreti de en son alınan brüt
kazanç üzerinden hesaplanacaktır. İhbar tazminatı hesaplamasında bir
hafta 7 gün olarak dikkate alınacaktır. Aşağıdaki örnekte işçinin 4
yıllık kıdemi olduğundan, bu işçinin 8 haftalık ihbar tazminatı
hakkı vardır.
İhbar tazminatı hesaplamasında öncelikle;
-
Günlük kazanç bulunur,
-
Brüt günlük kazancı tespitten sonra, bildirim süreleri gün
sayısına çevrilerek bu kazançla çarpılır,
-
Bulunan kazanç brüt ihbar tazminatıdır,
-
Bu kazanç üzerinde işçinin yıllık kümülatif gelir vergisi
matrahının hangi tevkifat dilimine giriyorsa bu tevkifat oranı
üzerinde gelir vergisi ve yine brüt kazanç üzerinde %0,6
oranında damga vergisi kesintisi yapılır.
Örnek: Aylık brüt kazancı 990,00 YTL olan ve % 15 gelir vergisi
matrahı diliminde bulunan 4 yıllık bir işçinin ihbar tazminatı
aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.
Aylık brüt maaş/30 gün = 1 günlük kazanç 990,00 / 30 gün=
33 YTL
Günlük kazanç*İhbar bildirimi gün sayısı = Brüt ihbar tazminatı =
(33 X 56 gün)= 1.848 YTL
Gelir Vergisi : 1.848 X 0,15 = 277,2
Damga Vergisi : 1.848 X 0,006 = 11,09
Ödenecek Net İhbar Tazminatı : 1.848 - ( 277,2 + 11,09 ) =
1.559,71 YTL olacaktır.
Burada ihbar tazminatının niteliğinin tespiti önemlidir. Eğer ihbar
tazminatı, bir işsizlik tazminatı olarak görülürse G.V. Kanunu'nun
25. maddesi uyarınca Gelir Vergisi’nden müstesnadır. Aksi takdirde
tevkifat yapılacaktır. Danıştay ve Maliye Bakanlığı bu konuda ihbar
tazminatını, işsizlik tazminatı olarak nitelendirmemiş ve G.V.K.
94.maddesine göre stopaj yapılması gerektiğini bildirmişlerdir.
İhbar tazminatı üzerinden ayrıca damga vergisi de hesaplanacaktır.
İŞ ARAMA İZNİ’NİN UYGULANMASI:
İş arama izni, iş sözleşmesi feshinin işçi tarafından kabul edilmesi
halinde uygulanmaya başlanacaktır. İş arama izin süresi, bildirimin
yapıldığı tarihten başlar ve bu süre bildirim süresi boyunca devam
eder. İşveren işçiye bu bildirim süresi boyunca günde en az 2 (iki)
saat iş arama izni vermek zorundadır. Bu izin süresi çalışılan
süreler olarak ücret hesaplamasında dikkate alınacaktır. Kanun, iş
arama izni konusunda işçiye bir seçimlik hak tanımıştır. İşçi
isterse bu süreleri toplu olarak da kullanabilir.
İşçi, bildirim süresi boyunca iş arama iznini toplu olarak kullanmak
istemişse; işyerinde bir haftalık çalışılan mesai günleri göz önünde
bulundurularak toplu olarak kullanacağı izin süresi belirlenir.
İşyerinde haftanın beş işgünü çalışılıyorsa işçinin bir hafta
süresince 10 saatlik iş arama izin süresi olacaktır. İşçi bu süreyi
toplu olarak kullanmak istiyorsa önceden işverene bildirmek
zorundadır. İşçinin talebi olması halinde bir hafta boyunca çalışıp
izleyen hafta ilk günü işe gelmeyebilir.
İş arama izin süresi, prime esas kazancın tespitinde çalışılan
süreler olarak dikkate alınır. İş arama iznini mesai saatler içinde
iş aramak için kullanmak istiyorsa çalışılmayan günlük 2 saatlik
ücretini de işveren ödeyecektir. Bu bildirim süresince işveren
tarafında çalıştırılmışsa mesai saatleri içinde kullanamadığı 2
saatlik ücretini % 100 zamlı ödeyecektir.
İHBAR TAZMİNATI ÖDENMEYECEK DURUMLAR:
4857
sayılı İş Kanunu’nun 24. ve 25. maddelerinde de belirtildiği üzere;
-
İşçi veya işverenin iş sözleşmesini bildirimsiz feshi halinde,
-
İşçinin ölümü sebebiyle iş sözleşmesinin son bulması halinde,
-
İşçinin bağlı bulunduğu kanunla kurulu kurum veya sandıklardan
yaşlılık, emeklilik, veya malullük aylığı yahut toptan ödeme
alması amacıyla iş sözleşmesinin feshedilmesi durumunda,
-
Sosyal sigorta yasalarında değişiklik yapan 4447 sayılı yasa ile
getirilen bir hükümle, 506 sayılı kanunun 60. maddesinin birinci
fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen
yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı kanunun geçici 81.
maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen
sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak
kendi istekleri ile işten ayrılmaları halinde,
işçiye ihbar tazminatı ödenmesine gerek bulunmamaktadır.
İHBAR TAZMİNATI HESAPLAMASINDA YER ALAN GELİR VERGİSİNİN, ASGARİ
GEÇİM İNDİRİMİ İLE BİR ALAKASI VAR MI?
Asgari geçim indirimi uygulamasına ilişkin 265 Seri No.lu Gelir
Vergisi Genel Tebliğinde, Gelir Vergisi Kanununun 61. maddesi
kapsamında değerlendirilen ücret geliri elde edenlerin, asgari geçim
indiriminden yararlanacakları açıklanmıştır. Gelir Vergisi Kanununun
61. maddesine göre de ücret, işverene tabi ve belirli bir iş yerine
bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar
ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir. Ücretin
ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı),
tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider
karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık
münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi
şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez. Vergi
uygulamalarında daha önce de bahsettiğimiz üzere, ihbar tazminatları
ücret sayılarak gelir vergisine tabi tutulmaktadır. Bu bağlamda,
asgari geçim indirimi uygulamasında, ihbar tazminatlarının da ücret
olarak değerlendirilmesi, ödemenin yapıldığı aya ilişkin asgari
geçim indirimi tutarını aşmamak üzere, ihbar tazminatı üzerinden
hesaplanan gelir vergisinin de mahsup edilmesi gerekir.
KAYNAKLAR:
-
4857 Sayılı İş Kanunu,
-
1475 Sayılı İş Kanunu,
-
İş Mevzuatı Uyarınca Yapılması Gereken İş ve
İşlemler (TÜRMOB Yayınları)
-
Yaşar TAŞDEMİR
(Başkanlık Sigorta Müfettişi) 19 Haziran 2006 tarihli
yazısından,
-
Güray ÖĞREDİK (SMMM)
E- Yaklaşım Dergisi Temmuz 2007
-
İbrahim IŞIKLI Dünya
Gazetesi 16.08.2006 tarihli yazısından,
-
www.MuhasebeTR.com
|