Döviz Kurları - Kur Arşivi

Alış Satış
Dolar 3.7874 3.7942
Euro 4.6369 4.6453
Sterlin 5.2760 5.3035
Güncelleme Tarihi: 23.01.2018 - 15:30
Kullanacağınız kur bir gün önce belirlenen kur olmalıdır

E-Bülten

Duyuru ve gelişmelerimizden haberdar olmak için e-bülten listemize üye olabilirsiniz.

Çalışanların Kusurları Nedeniyle Ödenen ve Mukavelename, İlam veya Kanun Emrine Dayanan Tazminatların Gider Yazılıp Yazılamayacağı

-

Günlük ticari hayatta mükellefler, çeşitli ekonomik ve hukuki olayların ortaya çıkmasıyla diğer kişi yada kuruluşlara zarar, ziyan yada tazminat ödemek zorunda kalabilmektedirler. Bu tazminatlar işin normal seyri içinde var olan riskin gerçekleşmesinden yada sözleşmelerde yer alan şartların oluşmasından kaynaklanmaktadır. Bu yazımızın konusu, çalışanların kusurları nedeniyle işverenler tarafından ödenmek zorunda kalınan sözleşmeye bağlı veya mahkeme kararına yada kanun emrine dayalı tazminatların gider yazılıp yazılamayacağıdır.

Gelir Vergisi Kanunu�nun ticari kazancın tespitinde indirilebilecek giderleri düzenleyen 40 ıncı maddesinin 3 üncü bendi aşağıdaki gibidir:

İşle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar.

Bu madde hükmüne göre, ödenen zarar, ziyan ve tazminatın, gider kaydedilebilmesi için gerekli şartlardan biri, ödemenin ticari faaliyetin normal icapları ile ilgili olmasıdır. Eğer bu şart mevcut değilse, ödenen zarar, ziyan veya tazminat sözleşmeye, kanun hükmüne yada mahkeme kararına da dayansa gider yazılmaması gerekir.

İkici olarak, işletme sahibinin kamu düzenine aykırı davranması sonucu ödediği zarar, ziyan yada tazminatın yine gider yazılmamasıdır.

İşletme sahibinin kusurları dışında işletmede çalışan personelin kusurlu davranışları sonucunda da zarar, ziyan ve tazminat ödenmek durumunda kalınmaktadır. Günlük iş hayatında firmalar, çalışanlarının işle ilgili kusurlu davranışı nedeniyle başka bir kişi yada kuruma vermiş olduğu zarardan ötürü zarar, ziyan ve tazminat ödemekle karşı karşıya kalabilmektedirler. Bunun yasal dayanağı Borçlar Kanunu’nun 55. maddesidir. Borçlar Kanunu’nun bu maddesi aşağıdaki gibidir:

Başkalarını istihdam eden kimse, maiyetinde istihdam ettiği kimselerin ve amelesinin hizmetlerini ifa ettikleri esnada yaptıkları zarardan mesuldür. Şu kadar ki böyle bir zararın vukubulmaması için hal ve maslahatın icabettiği bütün dikkat ve itinada bulunduğunu yahut dikkat ve itinada bulunmuş  olsa bile zararın vukuuna mani olamıyacağını ispat ederse mesul olmaz.

İstihdam eden kimsenin, zamin olduğu şey ile zararı ika eden şahsa karşı rücu hakkı vardır.”

Bu kanun hükmüne göre; işletme sahibi kusurlu bulunmasa dahi çalışanının yaptığı bir eylemden ötürü başka bir kişi yada kurumun uğradığı zarar, ziyan yada tazminatın ödenmesinden işletme sahibi sorumlu tutulmaktadır.

Eğer çalıştıran, çalıştırdığı kişilerin işleri ile ilgili olarak işin ve mevzuatın gerektirdiği tüm tedbirleri almış, gerekli talimatları vermiş, işin gerektirdiği tüm çalışma şartlarını yerine getirmiş olduğunu ispatı halinde sorumlu tutulmaz.

Bununla birlikte ortada bir sözleşme varsa ve bu sözleşme hükümleri çalışanın elinde olmayan nedenlerden dolayı yerine getirilemiyorsa, çalıştıran işin gerektirdiği tüm tedbirleri aldığını ve gerekli özen ve dikkati gösterdiğini ispatlasa dahi sorumluluktan kurtulamaz.

Bu suretle ortaya çıkan zararın yine işle ilgili olması esastır. Kaldı ki zarar, ziyan yada tazminat çalışanın işini kötü yapmasından kaynaklanıyorsa zaten iş ile zarar, ziyan arasında bir ilişki var demektir. Örneğin eski bir binanın yıkım işinde çalışan bir işçinin yoldan geçenin üzerine inşaat molozu düşürmesinde sorumluluk işverene aittir. Görüldüğü gibi burada zarar işle ilgili olarak ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan bir tekstil fabrikasında çalışan işçilerin birbirleriyle kavga etmeleri sonucunda oluşan yaralanmadan işveren sorumlu tutulamaz. Çünkü buradaki olayın işle ilgisi yoktur.

İşletme sahibi, Borçlar Kanunu’nun istihdam edenin kusursuz sorumluluğu ile ilgili hükmüne göre ödemek durumunda kaldığı zarar, ziyan ve tazminatları gider yazabilmektedir. Ayrıca işle ilgili olmak şartıyla, çalıştıranın kusuru olmasa da  ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar ile suç sayılacak bir fiil dolayısıyla ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar da gider yazılabilmektedir.

Konu ile ilgili Maliye Bakanlığı’nın 27.06.2007 tarih ve B.07.1.GIB.0.40/4003-57468 sayılı Özelgesi’nde;

Bilirkişi raporuna göre 8/8 kusurlu olan bir kamyon sürücüsünün ölümlü trafik kazası yaptığı ve mağdur olan aileye mahkeme kararıyla ödenecek tazminatın, kamyon sürücüsünün ücretli olarak çalıştığı firmaca ödenmesi halinde bu tazminatın gider yazılıp yazılmayacağı ile ilgili olarak şöyle denilmektedir;

“… ödenen tazminatın gider yazılabilmesi için işle ilgili olması ve sözleşmeye, ilama ve kanun emrine bağlı bulunması şarttır. İşle ilgili olmayan ve işle ilgili olsa dahi işletme sahibinin şahsi kusuru nedeniyle  ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar ise gider olarak yazılamayacaktır. Bununla birlikte teşebbüs sahibinin, Borçlar Kanunu’nun “İstihdam Edenin Kusursuz Sorumluluğu” hükümleri çerçevesinde katlandığı tazminat yükümlülüğü, teşebbüs sahibinin suçundan doğan tazminat olarak kabul edilemez.

Dolayısıyla işletme sahibinin şahsi kusurundan kaynaklanmayıp, çalışanların  görevlerini ifa ettikleri esnada yaptıkları zararlar nedeniyle ödenen ve mukavelename, ilam veya kanun emrine dayanan tazminatların, ticari kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınabileceği tabidir. Bu çerçevede, ödevliye ait işyerinde çalışan işçinin, işletmeye dahil araç ile yaptığı trafik kazasında ödevli tarafından mağdur olan aileye ödenen tazminatın gider olarak indirimi mümkün bulunmaktadır.”

Danıştay’ın bir kararında da (Danıştay 4.D. E:1984/111 K:1984/4286 sayılı karar) kamyon işleten yükümlünün ölüme sebebiyet vermesi nedeniyle ölen kişinin yakınlarına ödediği tazminatın gider yazılabileceği yönündedir.

Bu kararlardan anlaşılacağı üzere, Borçlar Kanunu’nun “İstihdam Edenin Kusursuz Sorumluluğu” hükmü kapsamında çalıştıranın (işveren) ödediği zarar, ziyan ve tazminatın gider yazılabilmesi için işverenin çalışana rucu hakkını kullanıp kullanmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Çünkü yasal düzenlemede tazminatın gider yazılabilmesinin şartları belirlenmiş, ancak ödenen tazminatın geri alınması ile ilgili herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.

Bununla birlikte çalıştıranın (işveren) çalışana rucu ederek geri aldığı zarar, ziyan yada tazminat gelir olarak kayıtlara alınması gerekecektir.