Döviz Kurları - Kur Arşivi

Alış Satış
Dolar 4.0332 4.0405
Euro 4.9670 4.9760
Sterlin 5.6613 5.6908
Güncelleme Tarihi: 20.04.2018 - 15:30
Kullanacağınız kur bir gün önce belirlenen kur olmalıdır

E-Bülten

Duyuru ve gelişmelerimizden haberdar olmak için e-bülten listemize üye olabilirsiniz.

ÜLKEMİZDEKİ ŞİRKETLERİN ŞEFFAFLAŞMASI NE KADAR ELZEM HANGİ BÜYÜKLÜKTEKİ ŞİRKETLER ŞEFFAFLAŞMALI

Bülent Çakar - YMM

Yayımlanma Tarihi    :  09.10.2012

 

 

ÜLKEMİZDEKİ ŞİRKETLERİN ŞEFFAFLAŞMASI NE KADAR ELZEM? HANGİ BÜYÜKLÜKTEKİ ŞİRKETLER ŞEFFAFLAŞMALI?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Sayın Prof  Dr Ünal Tekinalp’in başkanlığında bir komisyon tarafından kaleme alındı ve yasama süreci sonunda yasalaşarak 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi.

Yeni Türk Ticaret Kanunu ticari  yaşama ilişkin adeta devrim sayılabilecek yenilikler  getirdi.

Bunların başında mali tabloların uluslararası muhasebe standartlarına uygun olarak düzenlenmesi, internet sitesine sahip olma ve şirket bilgilerinin internet sitesinde yayınlanma zorunluluğu ve bağımsız denetim gelmektedir.

Görüleceği üzere bütün bu değişiklikler şirketlerin şeffaflaşmalarını sağlamaya yöneliktir.

Ancak ülkemizde her çağdaş düzenlemenin her zaman ve her koşulda doğru sonuç vereceğine dair yanlış bir inanç vardır. Şirketlerin şeffaflaşması da çağdaş ve hiç kimsenin karşı çıkamayacağı bir olgudur.

Doğruluğu tartışılamayacak kavramların doğru sonuçlar verebilmesi için bazen ülkemizdeki objektif koşullar önemsenmemekte ve yasa çıkarmanın yeterli olacağı düşünülmektedir.

Bunun tipik örneği ekonomimizin kayıt dışılık sorununun çözümüne yönelik bazı radikal önermelerdir. Kağıt üzerinde teknolojinin de gelişmesiyle birlikte kayıt dışılığı önlemek son derece kolay görünmektedir. Bunun için önce bütün vatandaşların banka, tapu ve sicil dairelerindeki elektronik ortama aktarılmış bilgileri vasıtasıyla servetini kavramak ve her yıl servetteki artışı beyan edilen gelir ile karşılaştırmak yeterlidir.

Ancak bunun küçük bir sakıncası vardır; içinde bulunduğumuz koşullar altında yapılacak böyle bir düzenleme milyarlarca doların yurt dışına kaçmasına ve ekonominin küçülmesine yol açacaktır.

Bunun tipik örneği 1998 yılında Mesut Yılmaz hükümetinde Maliye Bakanı olarak görev yapan Sayın Zekeriya Temizel’in mali milat adıyla bilinen denemesidir. Bu deneme başarısızlıkla sonuçlanmış, hem beklenen miktarda para banka sistemine girmemiş hem de çeşitli tahminlere göre 20-30 milyar dolar para yurtdışına kaçmıştır. Ve uygulamadan vazgeçilmiştir.

Kesin olarak ölçülememekle birlikte o tarihten bu yana teknolojide ve dolayısıyla ekonomik ve ticari hayattaki gelişmeler sonucunda kayıtlı ekonominin büyüdüğü gözlenmektedir. Perakendecilik sektörünün giderek büyük ölçeklere taşınması bile bu trendi doğrulamaktadır.

Dolayısıyla 1998 yılında son derece iyi niyetli bir çabayla yasa çıkartılarak yapılmak istenen şey, hayatın doğal akışı içinde kendi kendine gerçekleşmektedir. Yanlış anlaşılmasın, kayıt dışılığın önlenmesini tamamen hayatın doğal akışına bırakmak tabii ki mümkün değildir. Ancak herhangi  düzenlemenin  başarı şansı esas olarak içinde bulunulan objektif koşulların uygunluğuna bağlıdır. Subjektif koşulların var olması veya yaratılması ikincil etkendir.

Bu tespitlerden sonra ülkemizde şirketlerin şeffaflaşmasına yönelik son derece iyi niyetli çabaların ürünü olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki ve değiştirildikten sonraki hükümlerini irdelemeye gelecek yazımızda devam edeceğiz.