Döviz Kurları - Kur Arşivi

Alış Satış
Dolar 3.7777 3.7845
Euro 4.6367 4.6450
Sterlin 5.2460 5.2733
Güncelleme Tarihi: 19.01.2018 - 15:30
Kullanacağınız kur bir gün önce belirlenen kur olmalıdır

E-Bülten

Duyuru ve gelişmelerimizden haberdar olmak için e-bülten listemize üye olabilirsiniz.

TBMM’DE KABUL EDİLEN HENÜZ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANMAYAN 5904 SAYILI KANUNUN KOBİ BİRLEŞMELERİNİ TEŞVİK EDEN MADDESİ GRUP ŞİRKETLERİ İÇİN UYGULANMAYACAK MIDIR?

Bülent Çakar - YMM

Yayımlanma Tarihi   :  07.04.2010

 

MÜKELLEFLER İÇİN KISA NOTLAR

TBMM’DE KABUL EDİLEN HENÜZ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANMAYAN 5904 SAYILI KANUNUN KOBİ BİRLEŞMELERİNİ TEŞVİK EDEN MADDESİ GRUP ŞİRKETLERİ İÇİN UYGULANMAYACAK MIDIR?

Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen geçici 5. Madde ile KOBİ birleşmelerini teşvik eden, (indirimli kurumlar vergisi, zarar mahsubu, kayıtlı değerler yerine piyasa değerleri ile birleşme gibi) yasanın geçici 2. Maddesi bu teşviğin sadece teşvikten yararlanmak amacıyla birleşen ilişkili kişilere kullandırılmayacağı yönünde düzenleme yapılmıştır.

Uygulamada ihtilaflara yol açacak bu düzenleme her şeyden önce çok muğlak bir gerekçeye dayanmaktadır. Sadece teşvikten yararlanmak amacıyla birleşme iddiası, diğer bütün şartların yerine getirilmesi halinde nasıl kanıtlanacaktır. Örneğin teşvikten yararlanma şartlarından en önemlisi, birleşen iki şirketin birleşmeden önceki (01.04.2009 tarihinden önce) personel sayılarının toplamının birleşme sonrasında üç yıl süreyle korunması şartı sağlandığında, bu birleşmenin sadece teşvikten yararlanmak amacıyla yapıldığı nasıl ortaya konacaktır. Grup şirketleri arasında yapılan birleşmelerin “sadece teşvikten yararlanmak amacıyla yapılmayan” diğer birleşmelerden farkı hangi ekonomik kriterlere göre iddia edilecektir.
Bu düzenlemenin yasa Resmi Gazetede yayımlanmadan Cumhurbaşkanı tarafından düzeltileceğini umut ediyoruz.

TBMM’DE KABUL EDİLEN HENÜZ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANMAYAN 5904 SAYILI KANUN İŞE BAŞLATMAMA TAZMİNATLARINDAN KESİLEN GELİR VERGİSİNİ KALDIRIYOR

4857 sayılı İş Kanununun 19′uncu maddesine göre, işverenin herhangi bir nedenle iş sözleşmesini feshetmesi halinde fesih bildirimini yazılı olarak yapması ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmesi gerekmektedir.

İş sözleşmesi feshedilen işçinin, yargıya başvurması durumunda mahkeme, fesih bildiriminde neden gösterilmediği veya gösterilen nedenin geçerli bir neden olmadığı gerekçesiyle işine tekrar geri dönme kararı verirse işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmakla yükümlü bulunmaktadır. İşveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmazsa işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlüdür.

İşçinin işe başlatılmaması durumunda ödenecek tazminat miktarı ayrıca belirlenir. Verilen kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye ayrıca en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.

İş Kanununun 21′inci maddesi uyarınca işverenler tarafından işten çıkartılan işçinin işe iadesi ile ilgili mahkeme kararına uyulmayarak işe alınmaması nedeniyle işçiye ödenmesi gereken tazminata “işe başlatmama tazminatı” denilmektedir. İşe başlatmama tazminatı Gelir Vergisi’ne tabidir.
TBMM’de kabul edilen 5904 sayılı yasa ile Gelir Vergisi Yasası’nın 25′inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “ve işsizlik sebepleriyle verilen tazminatlar ibaresi” “ölüm, sakatlık, hastalık ve işsizlik sebepleriyle (işe başlatmama tazminatı dahil) verilen tazminat” şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile “işe başlatmama tazminatı” Gelir Vergisinden istisna olmaktadır.

Aynı Kanunla Gelir Vergisi Yasası’na eklenen geçici 77′nci maddesi uyarınca söz konusu değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlerle ilgili olarak 22.5.2003 ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21′inci maddesi uyarınca işverenlerce işçiye ödenen işe başlatmama tazminatları, Damga Vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmayacaktır. Söz konusu dönemlere ilişkin işe başlatmama tazminatı Gelir Vergisi tevkifatına tabi tutulan mükelleflerin; tarha yetkili vergi dairelerine başvurmaları ve dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçilmesi şartıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun düzeltmeye ilişkin hükümleri uyarınca tahsil edilen Gelir Vergisi’nin ret ve iade işlemleri yapılacaktır. Ancak bu konuda yargı yoluna başvuranların, açmış oldukları davadan vazgeçmeleri gerekecektir.

Yasal düzenleme gereği bu konu ile ilgili usul ve esasları belirleme yetkisi Maliye Bakanlığı’na ait olup, Maliye Bakanlığı’nın uygulamaya yönelik usul ve esasları açıklaması beklenmelidir.