Döviz Kurları - Kur Arşivi

Alış Satış
Dolar 5.6825 5.6928
Euro 6.5678 6.5797
Sterlin 7.4573 7.4962
Güncelleme Tarihi: 17.10.2018 - 15:30
Kullanacağınız kur bir gün önce belirlenen kur olmalıdır

E-Bülten

Duyuru ve gelişmelerimizden haberdar olmak için e-bülten listemize üye olabilirsiniz.

GECİKME ZAMMI, GECİKME FAİZİ ORANLARI YÜKSEK OLMAK ZORUNDA MIDIR

Bülent Çakar - YMM

Yayımlanma Tarihi  :  26.04.2010

 

GECİKME ZAMMI, GECİKME FAİZİ ORANLARI YÜKSEK OLMAK ZORUNDA MIDIR

6183 sayılı Amme Alacakları’nın Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51. Maddesine göre; “Amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı % 4 (2009/15565 ile % 1,95) oranında gecikme zammı tatbik olunur.”
Bunun yanısıra Vergi Usul Kanunu’nun ‘Özel Ödeme Zamanları’ başlıklı 112. maddesinde, “ikmalen, resen ve idarece tarhiyatlarda……………………………………………geçen süreler için 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır” hükmü bulunmaktadır.
Bu kapsamda gecikme zammı ve gecikme faizi bakımından uygulanacak oran, 19 Kasım 2009 tarihinden önce aylık % 2,5, yıllık % 30, bu tarihten sonra ise aylık % 1,95, yıllık % 23,40 olarak uygulanmaktadır.
Şu anda bankalarca uygulanan kredi faiz oranlarının ortalama % 13-14 olduğunu göz önüne aldığımızda bu oranlar hala çok yüksektir.
Avrupa’da uygulanan bazı oranlar yıllık olarak, Birleşik Krallık % 2,5; Hollanda %2,75; Romanya % 3; Fransa % 4,8; Almanya % 5 ve % 8; Belçika % 8; İrlanda % 8; Estonya % 9,5; Lüksemburg % 9,5; Polonya % 10; Yunanistan % 12; Macaristan % 16. (Hakan Üzeltürk/17.11.2009 Dünya Gazetesi)
Gecikme faizi, re’sen, ikmalen ve idarece yapılan tarhiyatlarda uygulanan, normal vade tarihinde beyan edilmeyen verginin normal vade tarihinden ödendiği tarihe kadar hesaplanan, gecikme zammı oranına eşit bir faizdir. Bu anlamda gecikme zammından farkı yoktur. Gecikme zammı ise tahakkuk etmiş ve ödeme zamanı gelmiş olmasına rağmen ödenmeyen kamu alacaklarına uygulanan bir faizdir.
Ülkemizde uygulanan oranların yüksek olması; faizin kullanılan paranın kirası olmaktan çıkıp ceza uygulamasına dönüşmesi nedeniyle eleştirilmektedir.
Geçtiğimiz yıldan itibaren ekonomik krize karşı uygulanan ekonomi politikaları nedeniyle başta Merkez Bankası olmak üzere çeşitli ekonomik birimler faiz indirimine gitmiştir.
Maliye Bakanlığı da gecikmeli olarak bu indirimleri takip etmiş ve aylık % 2,5 olan oranı 19 Kasım 2009 dan itibaren % 1,95′e indirmiştir.
Yüksek gecikme zammı oranının Maliye Bakanlığı cephesinden savunması, ödenmeyen verginin bir kredi aracı haline dönüştürülmesini önlemektir. Bu sav bundan birkaç yıl önce geçerli bir neden olabilirdi; ancak şimdi Gelir İdaresi’nin tahsilat konusundaki teknik imkanları çok artmıştır. Gelir İdaresi vadesinde ödenmeyen vergi borçlarını kendi sisteminden anında tespit edebilmekte ve bankaların bilgisayar sistemleriyle kurduğu bağlantıyla mükelleflerin banka hesaplarına herhangi bir yazışmaya gerek kalmaksızın e-haciz uygulayabilmektedir.
Banka hesaplarına haciz uygulanan mükellef için bu durum neredeyse ticari hayatının sona ermesi ile eş anlamlıdır. Bu nedenle vergiyi kredi olarak kullanmak basiretli bir tüccarın başvuracağı bir yöntem olmaktan çıkmıştır. Ödenmeyen amme alacağına uygulanan gecikme zammının piyasada uygulanan faiz oranlarına eşit veya yakın olması adaletli ve anlaşılabilir bir hukuk sisteminin gereğidir.
İkmalen, resen ve idarece yapılan tarhiyatlarda uygulanan gecikme faizinde oranın yüksekliği mükelleflerin anayasal hakkı olan yargı hakkını kullanmasını engellemektedir. İdarenin vergi incelemesi konusundaki zafiyeti (inceleme oranının düşük olması nedeniyle eşit ve adaletli bir inceleme dağılımının olmaması, incelemelerin uzun sürmesi nedeniyle vergi, ceza ve faiz tutarının inanılmaz rakamlara ulaşması, inceleme elemanlarının incelemelerinin sonuçlarına ilişkin herhangi bir sorumluluklarının olmaması ve performanslarının çok sayıda veya yüksek tutarlarda vergi ve ceza içeren rapor yazmaları ile ölçülmesi nedeniyle tam delillendirilmemiş veya çok tartışmalı olan konularda subjektif rapor yazmaları) nedeniyle yazılan raporların vergi, ceza ve faiz tutarları toplamının yüksekliği yargıda hakkını arayacak olan mükellefi çaresiz bırakmaktadır.
Gecikme faizi oranının yüksekliği, haklı olduğuna inanan mükelleflerin yargı önünde kendilerini savunma hakkını kısıtlamaktadır. Bu ise adaletli ve düzgün işleyen bir hukuk sisteminde kabul edilemez bir durumdur.
Gecikme faizi oranlarının makul seviyelere gelmesinin, cezalı tarhiyatlarda, düşünülenin aksine, yargıya gitme eğilimini artırmayacağını, uzlaşma eğilimini artıracağını düşünüyoruz. İdarenin uyguladığı takip usullerinin vergisini ödemeyen mükellefler için yeterince caydırıcı ve cezalandırıcı olduğunu, gecikme zammı oranını caydırıcı ve cezalandırıcı bir öğe olarak kullanmanın vergi toplamayı olumsuz etkilediğini, makul oranların tahsilatı artıracağını düşünüyoruz.