Döviz Kurları - Kur Arşivi

Alış Satış
Dolar 5.6481 5.6582
Euro 6.5039 6.5156
Sterlin 7.3560 7.3944
Güncelleme Tarihi: 22.10.2018 - 15:30
Kullanacağınız kur bir gün önce belirlenen kur olmalıdır

E-Bülten

Duyuru ve gelişmelerimizden haberdar olmak için e-bülten listemize üye olabilirsiniz.

Varlık Barışı

Bülent Çakar - YMM

Yayımlanma Tarihi   : 29.12.2008

Bülent ÇAKAR 

Yeminli Mali Müşavir

Batı Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş. – Kurucu Ortak

Varlık Barışı

22 Kasım 2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanunla aşağıdaki düzenlemeler yapılmıştır.

1 Ekim 2008 tarihi itibarıyla gerçek veya tüzel kişilerce sahip olunan ve yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının yurda getirilerek ekonomiye kazandırılması ile taşınmazların kaydedilmesi,

Yurt içinde bulunan ancak 1 Ekim 2008 tarihi itibarıyla işletmelerin özkaynakları içinde yer almayan bu türden varlıkların banka veya aracı kurumlardaki hesaba yatırılarak işletmelere sermaye olarak konulması,

Yurt dışı iştiraklerden ve şubelerden elde edilen kazançlar, yurt dışı iştirak hisselerinin satışından ya da yurt dışında bulunan kurumların tasfiyesinden doğan kazançlardan gelir veya kurumlar vergisi alınmaması.

Düzenlemenin amacı, özellikle yurt dışındaki varlıkların Türkiye ye getirilmek suretiyle kriz ortamında ekonomiyi likidite yönünden rahatlatmak, şirketlere fon aktarılması suretiyle şirketlerin mali yapılarını güçlendirmek ve tali amaç olarak da Hazineye gelir yaratmaktır.

Düzenlemenin mükellefleri yakından ilgilendiren yönü, 2004, 2005, 2006 ve 2007 yıllarına yönelik bir vergi affı niteliği taşımasıdır.

Yazımızda 22.11.2008 tarihinde yayımlanan Tebliğ çerçevesinde düzenlemenin bazı önemli hususlarına değineceğiz.

Yurt Dışında Sahip Olunan Varlıkların Bildirim ve Beyanı:

1 Ekim 2008 tarihi itibariyle yurt dışında bulunan varlıkların bazı kayıt ve belgelerle kanıtlanması zorunlu olup bu belgeler gerektiğinde vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmek üzere zamanaşımı süresince saklanacaktır.

Bu varlıklar, Kanunun yürürlüğe girdiği 22 Kasım 2008 tarihinden itibaren izleyen üçüncü ayın sonuna (2 Mart 2009 Pazartesi akşamına) kadar dilekçe ile bankalara bildirilecek veya beyanname ile gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairelerine beyan edilebilecektir.

Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının dilekçeyle aracı kurumlara da bildirilmesi mümkündür.

Bankalar, bildirim tarihinden itibaren bir ay içinde Türkiye ye getirilen veya bu sürede Türkiye de bulunan bankalardaki bir hesaba transfer edilen para, altın, döviz ve menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını ilgili müşterileri adına açacakları hesaplara kaydedeceklerdir.

Kanun kapsamında bildirilen varlıklara ilişkin olarak banka veya aracı kurumlar tarafından herhangi bir belge istenmeyecek, sadece taşınmazlara ilişkin bilgilerin doğruluğunun kontrol edilmesi amacıyla, söz konusu taşınmazlara yurt dışında sahip olunduğuna ilişkin belgenin ibraz edilmesi yeterli olacaktır.

Banka veya aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak varlıkların bildirim değerleri üzerinden % 2 oranında hesapladıkları vergiyi, aylık olarak vergi sorumlusu sıfatıyla bildirimi izleyen ayın onbeşinci günü akşamına kadar vergi dairelerine beyan edip ödeyeceklerdir. Bildirimi yapılan varlıklara ilişkin bildirim değeri üzerinden %2 oranında hesaplanan tutarın bildirimi yapanlar tarafından ödenmemesi durumunda, banka veya aracı kurumların söz konusu bildirimi alma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Yurtdışında sahip olunan varlıkların vergi dairelerine beyan edilmesi halinde, varlıklara ilişkin olarak herhangi bir belge istenmeyecek, sadece taşınmazlara ilişkin bilgilerin doğruluğunun kontrol edilmesi amacıyla, söz konusu taşınmazlara yurt dışında sahip olunduğuna ilişkin belgenin ibrazı istenecektir.

Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değerleri üzerinden, vergi dairelerince % 2 oranında vergi tarh edilecek ve tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecektir.

Yurt İçinde Sahip Olunan Varlıkların Bildirim ve Beyanı:

Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye de bulunan ancak 1 Ekim 2008 tarihi itibarıyla yasal defter kayıtlarında işletmelerin özkaynakları arasında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar 2 Mart 2009 Pazartesi akşamına kadar beyanname ile gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı olunan vergi dairelerine beyan edilecektir.

Vergi dairelerine beyan edilen varlıkların değerleri üzerinden vergi dairelerince % 5 oranında vergi tarh edilecek ve tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecektir.

Şirketlerin Kanuni Temsilcileri, Ortakları veya Vekilleri Adına Görünen Varlıkların Durumu:

Gerek yurt dışında gerek yurt içinde bulunan varlıkları, şirketlerin kanuni temsilcileri, ortakları ya da şirket veya şirketin ortakları adına 1 Ekim 2008 tarihinden önce yetkili kuruluşlarca düzenlenen bir vekalet veya temsil sözleşmesine istinaden değerlendirmeye yetkili olanların, şirket adına bildirim ve beyan etmeleri halinde, bu düzenlemeden yararlanılacaktır.

Şirket veya şirket ortaklarına ait olduğu halde yukarıda belirtilenler dışındaki kişilerce tasarruf edilen varlıkların şirket adına bildirim veya beyana konu edilebilmesi ve bu suretle matrah farkından mahsup uygulamasından yararlanılabilmesi için bildirim veya beyan dışındaki nedenlerle yapılacak inceleme esnasında söz konusu varlıkların şirket veya şirket ortaklarına ait olduğunun ispat edilmesi gerekmektedir.

Varlıkların Bildirim ve Beyan Değeri:

Gerek yurt dışında gerekse Türkiye de bulunan varlıkların, vergi dairelerine beyan edilmesi ile banka veya aracı kurumlara bildirilmesinde ya da yasal defterlere kaydedilmesinde, bu varlıkların rayiç bedeli (alım-satım bedeli) esas alınacaktır.

Bildirilen veya Beyan Edilen Varlıkların Yasal Defter Kayıtlarına İntikal Ettirilmesi:

1 Ekim 2008 tarihi itibarıyla yurt dışında sahip olunan varlıklardan bildirilen veya beyan edilen varlıklar, Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükelleflerce, istenilmesi halinde, yasal defterlere kaydedilebilecektir.

Türkiye de bulunan; ancak, 1 Ekim 2008 tarihi itibarıyla gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince yasal defter kayıtlarında işletmelerin özkaynakları arasında yer almayan varlıklarda ise; Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutma yükümlülüğü bulunan mükelleflerin söz konusu varlıkları yasal defterlere kaydetmeleri zorunludur.

Yurt dışında sahip olunan varlıkların, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerce, yasal defterlerine kaydedilmesinde, pasifte özel fon hesabı açılacaktır. Bu hesap sermayenin cüzü addolunacak ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacaktır. Fon hesabında tutulan bu tutarlar, işletmenin tasfiye edilmesi halinde vergilendirilmeyeceği gibi Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 19 ve 20 nci maddeleri uyarınca gerçekleşecek devir ve bölünme hallerinde de vergilendirilmeyecektir.

Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince yasal defterlere kaydedilen gerek yurt dışında gerek yurt içinde bulunan varlıklar, dönem kazancının tespitinde gelir unsuru olarak dikkate alınmayacaktır.

Bilanço esasına göre defter tutan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye de bulunan taşınmazlar dışındaki varlıklarını, öncelikle banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırmaları gerekmektedir. Bu şekilde banka veya aracı kurumlara yatırılarak varlığı ispatlanan varlıklar, bu tutarlar üzerinden yasal defterlere kaydedilecektir. Vergi dairelerine beyan edilen taşınmazlar ise yasal defterlere, vergi dairelerine beyan edilen değeriyle kayıt edilecektir.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, Kanun hükümlerine göre yasal defterlerine kaydettikleri yurt içinde bulunan varlıkları için pasifte özel bir fon hesabı açacaklardır. Bu fon hesabı, sermayenin cüzü addolunacak ve beyan tarihinden itibaren altı ay içinde sermayeye ilave edilecektir.

Gider ve Amortisman Uygulaması:

Beyan edilen varlıklar için ödenen vergiler gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınmayacak ya da başka bir vergiden mahsup edilmeyecektir.

Bildirilerek veya beyan edilerek yasal defter kayıtlarına intikal ettirilen taşınmazlar amortismana tabi tutulmayacaktır.

Tebliğe göre, işletmeye kaydedilen bu varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelirin veya kurum kazancının tespitinde gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir.

Kurumlar vergisi mükelleflerince bu düzenleme ile işletmeye kaydedilen hisse senedi ve gayrimenkullerin iki sene geçtikten sonra satışından elde edilen kazanca Kurumlar Vergisi Kanunundaki istisnanın uygulanabileceğini düşünüyoruz.

Bildirim ve Beyanın Vergi İncelemesi Karşısındaki Durumu:

Yurt içinde ve yurt dışında sahip olunan varlıklardan bildirime ve beyana konu edilenler ile ilgili olarak 1.1.2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin, bu bildirim ve beyanlardan hareketle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılması söz konusu olmayacaktır.

1.1.2008 tarihinden önceki dönemlerle ilgili olarak Kanunun yürürlük tarihinden önce başlayan vergi incelemeleri ile 1.1.2008 tarihinden sonraki dönemlere ilişkin yapılacak vergi incelemeleri matrah farkından mahsup uygulamasından yararlanamayacaktır.

Vergi incelemeleri ile ilgili olarak mükellefler nezdinde; işe başlama tutanağının düzenlenmesi, vergi incelemesi yapılmak üzere mükellefin davet edilmesi, yasal defter ve belgeleri isteme yazısının tebliğ edilmiş olması veya matrah tesisine yönelik tutanak düzenlenmesi ya da yasal defter ve belgelerin incelenmek üzere vergi incelemesine yetkili olanlara ibraz edilmiş olması durumunda, vergi incelemesine başlanıldığı kabul edilecektir.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra 1.1.2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak vergi incelemesi yapılması halinde, bu incelemeler sonucu gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farklarından, Kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlar, vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından mahsup edilecektir.

Yapılacak vergi incelemelerinde aynı fiilden kaynaklanan matrah farkı bulunması halinde, Kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlar bu matrah farkından mahsup edilecektir.

Ayrı fiillerden kaynaklanan matrah farklarının bulunması halinde ise Kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlar gelir, kurumlar veya katma değer vergisi yönünden bulunan her bir matrah farkından ayrı ayrı mahsup edilecektir.

Matrah farkından mahsup uygulaması, gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farklarıyla sınırlı olup mükelleflerin gelir, kurumlar ve katma değer vergisine ilişkin vergi farkları ve haksız iadeden kaynaklanan tarhiyatlar ile bu vergiler dışındaki diğer vergilere yönelik inceleme ve tarhiyatlar bu uygulamadan yararlanamayacaklardır. Örneğin fazladan indirilen KDV nedeniyle ortaya çıkan KDV tarhiyatı bu uygulamadan yararlanamayacaktır. Bu ayrımın gerekçesini anlamak güçtür.

Ortaklar cari hesabında yer alan borçların durumu:

İşletmelerin bilançolarında, ortaklar cari hesabında yer alan ortaklara borç tutarlarının bankalara işletme adına yatırılmak suretiyle beyan edilmesi halinde, bahse konu borç tutarları bilanço pasifinde açılacak özel fon hesabına kaydedilebilecek ve süresinde sermayeye ilave edilebilecektir. Bu durumda, beyan edilen tutarlar da matrah farkı affından yararlanabilecektir. Bize göre bu paranın bankaya yatırılmak suretiyle beyan edilmesi gereksizdir. İşletmenin ortağa olan borcunun pasifte bir fona dönüştürülmesi de aynı işi görmektedir. Çünkü her iki yöntemde de borcun ödenmesi suretiyle özsermayeye dönüştürülmesi söz konusudur.

SONUÇ:

5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanunla mükelleflere, 2004, 2005, 2006, 2007 yıllarına ilişkin olarak matrah farkından mahsup uygulaması getirilmiştir. İleride bu yıllara ilişkin yapılacak incelemelerde ortaya çıkacak muhtemel matrah farklarından, mükelleflerin bu Kanun kapsamında beyan ettikleri varlıkların değerleri mahsup edilecektir. Ancak bu uygulama sadece gelir, kurumlar ve katma değer vergisi matrah farklarını kapsamakta olup, vergi farklarını ve fazla alınan KDV iadelerini kapsamadığı için, mükelleflerin söz konusu yıllardaki risklerini gözden geçirdikten sonra karar vermeleri gerektiğini düşünüyoruz.