Döviz Kurları - Kur Arşivi

Alış Satış
Dolar 4.0848 4.0922
Euro 4.9862 4.9952
Sterlin 5.6872 5.7169
Güncelleme Tarihi: 24.04.2018 - 15:30
Kullanacağınız kur bir gün önce belirlenen kur olmalıdır

E-Bülten

Duyuru ve gelişmelerimizden haberdar olmak için e-bülten listemize üye olabilirsiniz.

Sözleşmeden Kaynaklanan ve Gerçekte Mal veya Hizmet Teslimi İçermeyen Bedellerde Katma Değer Vergisi Uygulaması

hüseyin öncü -

Yayımlanma Tarihi   :  16.12.2008

Hüseyin ÖNCÜ 

Yeminli Mali Müşavir

Batı Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş. – Ortağı

Sözleşmeden Kaynaklanan ve Gerçekte Mal veya Hizmet Teslimi İçermeyen Bedellerde Katma Değer Vergisi Uygulaması

Ticari hayatta firmalar arasında yapılan belli mal ve hizmetin belli sürelerde teslimi veya belli miktarlarda mal alım taahhüdü içeren sözleşmeler imzalanabilmektedir. İmzalanan bu sözleşmelerde her iki taraf için de taahhüt edilen şartların yerine getirilmemesi halinde cezai yaptırımlar öngörülmektedir. Taraflardan birisinin taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle karşı taraf sözleşmeden kaynaklanan cezai şartın yerine getirilmesini talep etmektedir. Yazımda bu tür ödemelerin katma değer vergisi karşısındaki durumunu irdemeleye çalışacağım.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 inci maddesi ile ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti kapsamında Türkiye de yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisinin konusuna girmektedir. Buna göre sözleşmeden kaynaklanan mal teslimi veya hizmet ifası karşılığında alınmayan bedellerin katma değer vergisine tabi olmaması gerekir. Ancak vergi idaresi konu ile ilgili olarak farklı görüşler ortaya koymuştur.

Vergi idaresine X A.Ş. ile Y derneği arasında yapılan sözleşme gereğince teslim edilmesi gereken malların süresinde teslim edilmemesinden dolayı ödenen gecikme cezasının katma değer vergisine tabi olup olmayacağı ile ilgili görüşü sorulmuştur. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının 18.01.2007 tarih ve B.07.1.GİB.0.01.54/5401-3035/3563 sayılı görüş yazısında teslim edilmesi gereken malların sözleşmede belirtilen sürede teslim edilmemesi durumunda tahsil edilen gecikme cezaları yada tazminatlar, bir mal teslimi veya hizmet ifası karşılığında ortaya çıkmadığından, katma değer vergisine tabi bulunmamaktadır denilmiştir.

Yine benzer bir konu olan ve sözleşmeye dayanan asgari alım taahhüdü ile ilgili olarak alımı taahhüt edilen mal miktarından eksik mal alınması nedeniyle eksik alınan mal miktarı ile taahhüt edilen miktar arasındaki fark için talep edilen bedelin KDV ye tabi olup olmayacağı vergi idaresine sorulmuştur. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının 11.07.2008 tarih ve B.07.1.GİB.0.01.55/5501-3098 sayılı görüş yazısında satış sözleşmesinde yer alan asgari alım taahhüdü uygulamasına bağlı olarak ödenen bedel fiilen gerçekleşen teslimin karşılığını oluşturacağından katma değer vergisinin matrahı kabul edilmesi ve bu bedel üzerinden katma değer vergisi hesaplanması gerekir denilmiştir.

Yukarıda yer alan iki görüşe konu olayda sözleşmeden kaynaklanan ve mal veya hizmet teslimi karşılığında alınmayan bedel söz konusudur. Birinci olayda malın sözleşmede belirlenen süreden sonra teslim edilmesinden kaynaklanan gecikme cezasının ödenmesi, ikinci olayda ise alımı taahhüt edilen mal miktarından daha az mal alınması nedeniyle taahhüt edilen mal miktarı ile alınan mal miktarı arasındaki farkın bedelinin ceza olarak ödenmesi söz konusudur. Bahse konu iki olay ile ilgili olarak vergi idaresi tarafından iki farklı görüş verilmiştir. Önce verilen görüşte tahsil edilen gecikme cezaları yada tazminatlar, bir mal teslimi veya hizmet ifası karşılığında ortaya çıkmadığından, katma değer vergisine tabi bulunmamaktadır denilmesine karşın, ikinci görüşte asgari alım taahhüdü uygulamasına bağlı olarak ödenen bedel fiilen gerçekleşen teslimin karşılığını oluşturacağından katma değer vergisinin matrahı kabul edilmesi ve bu bedel üzerinden katma değer vergisi hesaplanması gerekir. denilmiştir. Vergi idaresinin konu ile ilgili ilk görüşünü değiştirdiği anlaşılmaktadır.

Vergi idaresi tarafından verilen görüş görüşü isteyen mükellef açısından bağlayıcıdır. Ancak diğer mükellefler acısından da vergi idaresinin bakış açısını göstermesi bakımından yol gösterici yönü bulunmaktadır. Benzer konularda ortaya çıkan farklı görüşler gerek görüşü isteyen mükellefler, gerekse diğer mükellefler açısından tereddütlerin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Katma değer vergisi kanununun 1. maddesinin lafzına ve ruhuna uygun olan görüş ilk verilen görüştür. Bu görüşün aksine uygulamaya maruz kalan mükelleflerin yargı yoluna başvurmak suretiyle çözüm aramaları gerekmektedir.